Karakolda bir polis memurunun, başka bir polis memurunu silahıyla yaralaması olayında, Danıştay'ın bu zarardan idareyi 'hizmet kusuru' nedeniyle sorumlu tutmasının temel gerekçesi nedir? Bu olayda failin 'kişisel kusuru' ile idarenin 'hizmet kusuru' nasıl birbiriyle ilişkilendirilmektedir?

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #170824

Danıştay'ın bu tür bir olayda idareyi 'hizmet kusuru' nedeniyle sorumlu tutmasının temel gerekçesi, zararın kamu hizmetinin yürütülmesi sırasında ve hizmetin bir aracı (devletin verdiği silah) kullanılarak meydana gelmesidir. İdare, yürüttüğü kamu hizmetini (güvenlik hizmeti) gereği gibi organize etmek, personeli denetlemek ve hizmetin kusursuz işlemesi için gerekli tüm tedbirleri almakla yükümlüdür. Bir polis memurunun, görev yerinde, görevi sırasında, kendisine hizmet için tevdi edilen bir silahla başka bir memuru yaralaması, idarenin bu 'gözetim ve denetim' yükümlülüğünü yerine getiremediğini gösterir. Bu, hizmetin 'kötü işlemesi' olarak nitelendirilir ve 'hizmet kusuru'nu oluşturur. Failin eylemi, bir yandan 'kişisel kusur' niteliği taşır, çünkü hukuka aykırı bir eylemdir. Ancak bu kişisel kusur, hizmetten tamamen ayrılamaz niteliktedir. Fail, bu eylemi görevi sırasında, görev yerinde ve görevin bir aracıyla işlemiştir. Anayasa'nın 129/5. maddesi de 'memurların ve diğer kamu görevlilerinin yetkilerini kullanırken işledikleri kusurlardan doğan tazminat davalarının... ancak idare aleyhine açılabileceğini' düzenleyerek, bu tür hizmetle iç içe geçmiş kişisel kusurlardan (görev kusuru) doğan zararlardan idarenin sorumlu olduğunu kabul etmiştir. Dolayısıyla, failin kişisel kusuru, hizmetin yürütülmesindeki bir aksaklık olarak kabul edilir ve idarenin hizmet kusuru sorumluluğunu doğurur. İdare, zararı tazmin ettikten sonra, kusurlu memura rücu etme hakkına sahiptir.