Bir işçinin, görevi başında uyuması eylemi, 4857 sayılı İş Kanunu m. 25/II'de sayılan hangi haklı fesih nedeninin kapsamına girer? Yargıtay'ın bu konudaki değerlendirmelerinde, eylemin tek seferlik olması veya işin niteliği (örneğin, güvenlik görevlisi) gibi faktörler kararı nasıl etkilemektedir?
İşçinin görevi başında uyuması eylemi, somut olayın özelliklerine göre 4857 sayılı İş Kanunu m. 25/II'deki farklı bentler kapsamında değerlendirilebilir: 1) m. 25/II-ı: 'İşçinin kendi isteği veya savsaması yüzünden işin güvenliğini tehlikeye düşürmesi'. Eğer işçinin uyuması, işyerinde ciddi bir tehlike yaratıyorsa (örneğin, bir güvenlik görevlisinin, kimyasal madde üreten bir tesiste kontrol odasında uyuması), bu bent kapsamında değerlendirilir ve işverene derhal haklı fesih imkanı tanır. Bu durumda eylemin tek seferlik olması dahi feshin haklılığı için yeterlidir. 2) m. 25/II-e: 'İşçinin, işverenin güvenini kötüye kullanmak,... doğruluk ve bağlılığa uymayan davranışlarda bulunması.' Eğer uyuma eylemi işin güvenliğini doğrudan tehlikeye düşürmese de, işçinin görevine olan sadakatsizliğini ve görevini ciddiye almadığını gösteriyorsa (örneğin, bir ofis çalışanının mesai saatlerinde sürekli uyuması), bu bent kapsamında değerlendirilebilir. 3) m. 25/II-h: 'İşçinin yapmakla ödevli bulunduğu görevleri kendisine hatırlatıldığı halde yapmamakta ısrar etmesi.' Eğer işçi daha önce uyuduğu için uyarılmış ve buna rağmen aynı davranışı tekrarlıyorsa, bu durum görevini yapmamakta ısrar olarak nitelendirilebilir. Yargıtay kararlarında, özellikle işin niteliği belirleyici olmaktadır. Bir güvenlik görevlisinin veya tehlikeli bir makine operatörünün bir anlık uyuması dahi işin güvenliğini tehlikeye düşüreceğinden haklı fesih nedeni sayılırken, bir büro personelinin anlık dalgınlıkla uyuklaması, eğer bu durum tekrarlanmıyorsa, genellikle haklı fesih için yeterli görülmeyip, daha hafif bir disiplin cezası (uyarı, kınama) gerektiren bir eylem olarak kabul edilebilmektedir.