Çekişmeli bir boşanma davasında davacı, dava dilekçesinde 'evlilik birliğinin temelinden sarsılması' (TMK m. 166/1) genel sebebine dayanmış, ancak dilekçenin vakıalar bölümünde davalının 'zina' (TMK m. 161) eylemini de anlatmıştır. Yargılama sonucunda mahkeme, zinanın ispat edildiği kanaatine varırsa, sadece genel sebebe dayanılmış olmasına rağmen zina özel sebebine dayanarak boşanma kararı verebilir mi? HMK'nın 'taleple bağlılık ilkesi' bu duruma nasıl bir çözüm getirir?

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #170818

Hayır, mahkeme, davacı açıkça zina (TMK m. 161) sebebine dayanarak boşanma talep etmedikçe, bu özel sebebe dayanarak boşanma kararı veremez. Bu durum, HMK m. 26'da düzenlenen 'taleple bağlılık ilkesi'nin bir gereğidir. Hâkim, tarafların talep sonuçlarından fazlasına veya başka bir şeye karar veremez. Boşanma davalarında, davacının dayandığı boşanma sebebi, talep sonucunun ayrılmaz bir parçasıdır. Davacı, 'evlilik birliğinin temelinden sarsılması' genel sebebine dayandığında, mahkemenin inceleyeceği ve karar vereceği konu bu genel sebebin unsurlarının (ortak hayatın çekilmez hale gelmesi) oluşup oluşmadığıdır. Dilekçede anlatılan zina vakıası, bu genel sebebin ispatı için bir 'delil' veya 'vakıa' olarak değerlendirilir. Yani zina, evlilik birliğini temelinden sarsan bir olay olarak kabul edilir ve bu genel sebepten boşanma kararı verilir. Ancak mahkeme, 'davacının talebini aşarak' veya 'talebi değiştirerek' doğrudan zina özel sebebine dayalı bir boşanma kararı kuramaz. Davacı, yargılama sırasında 'ıslah' yoluna başvurarak dava sebebini zinaya dönüştürmedikçe, mahkeme davacının başlangıçtaki talebi olan 'şiddetli geçimsizlik' sebebine bağlı kalmak zorundadır. Bu ayrım önemlidir, çünkü özel sebebe dayalı boşanma kararlarının mali sonuçları (örneğin tazminat) açısından farklılıklar olabilir ve davalının savunma hakkını da etkiler.