Devlet Memurları Kanunu'nun 125/E maddesinde sayılan devlet memurluğundan çıkarma cezası gerektiren fiillerden 'terör örgütleriyle eylem birliği içerisinde olmak, bu örgütlere yardım etmek, kamu imkân ve kaynaklarını bu örgütleri desteklemeye yönelik kullanmak ya da kullandırmak, bu örgütlerin propagandasını yapmak' eyleminin tespiti için ceza hukuku anlamında kesinleşmiş bir mahkumiyet kararı şart mıdır? Disiplin hukuku ve ceza hukukunun amaçları ve ispat standartları arasındaki fark bu soruyu nasıl etkiler?

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #170816

Hayır, disiplin hukuku açısından devlet memurluğundan çıkarma cezası vermek için ceza hukuku anlamında kesinleşmiş bir mahkumiyet kararı şart değildir. Bu durum, disiplin hukuku ile ceza hukukunun farklı amaçlara ve ispat standartlarına sahip olmasından kaynaklanır. 1) Amaç Farkı: Ceza hukukunun amacı, toplumsal düzeni bozan ve kanunda suç olarak tanımlanan eylemleri cezalandırmaktır (adli ceza). Disiplin hukukunun amacı ise, kamu hizmetinin düzenli, verimli ve tarafsız bir şekilde yürütülmesini sağlamak ve memurluk statüsünün gerektirdiği itibar ve güveni korumaktır (idari yaptırım). 2) İspat Standardı Farkı: Ceza hukukunda 'şüpheden sanık yararlanır' ilkesi geçerlidir ve mahkumiyet için suçun her türlü şüpheden uzak, kesin ve inandırıcı delillerle ispatı gerekir. Disiplin hukukunda ise, ceza yargılamasındaki kadar katı bir ispat standardı aranmaz. Fiilin işlendiğine dair 'makul ve yeterli şüphe' veya 'vicdani kanaat' oluşturacak delillerin varlığı, disiplin cezası vermek için yeterli kabul edilebilir. Bu nedenle, bir memur hakkında yürütülen ceza davası beraatle sonuçlansa bile, disiplin soruşturmasında toplanan deliller (tanık ifadeleri, idari raporlar vb.) memurun, memurluk sıfatıyla bağdaşmayacak şekilde terör örgütleriyle irtibatlı veya iltisaklı olduğu kanaatini oluşturuyorsa, disiplin amiri veya kurulu devlet memurluğundan çıkarma cezası verebilir. Ancak bu kararın da hukuka uygunluk denetiminde somut olgulara dayanması gerekir.