Nafaka borcunun ödenmemesi nedeniyle İİK m. 344 uyarınca uygulanan 'tazyik hapsi', bir ceza hukuku yaptırımı mıdır, yoksa bir icra hukuku zorlama tedbiri midir? 'Birikmiş nafaka' borcu için tazyik hapsi uygulanamamasının hukuki gerekçesi nedir?

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #170807

Tazyik hapsi, bir ceza hukuku yaptırımı (hapis cezası) değil, borçluyu belirli bir yükümlülüğü (nafaka ödeme borcunu) yerine getirmeye zorlamak amacıyla uygulanan bir 'icra hukuku zorlama tedbiri'dir. Temel farkları şunlardır: Tazyik hapsi, adli sicil kaydına işlenmez, tekerrüre esas olmaz, şartla salıverilme veya erteleme gibi ceza hukuku kurumları uygulanmaz ve en önemlisi, borcun ödenmesiyle derhal sona erer. Amacı borçluyu cezalandırmak değil, alacaklının alacağına kavuşmasını sağlamaktır. 'Birikmiş nafaka' borcu için tazyik hapsi uygulanamamasının hukuki gerekçesi, İİK m. 344'ün lafzı ve amacıdır. Yargıtay'ın yerleşik içtihatlarına göre, bu madde sadece 'aylık cari' nafakaların ödenmemesi durumunda uygulanabilir. Birikmiş nafaka borcu, zamanla biriken ve artık 'adi bir para alacağı' niteliğine bürünen bir borçtur. Anayasa'nın 38. maddesindeki 'Hiç kimse, yalnızca sözleşmeden doğan bir yükümlülüğü yerine getirememesinden dolayı özgürlüğünden alıkonulamaz' ilkesi, adi para borçları için hapis cezasını yasaklar. Cari nafaka borcu ise, kişinin temel yaşam ihtiyaçlarını karşılamaya yönelik, anayasal ve sosyal bir yükümlülük olduğundan bu yasağın istisnası olarak kabul edilmiştir. Birikmiş nafaka ise bu aciliyet ve özel niteliğini yitirmiş sayıldığından, borçlunun hürriyetini bağlayıcı bir yaptırım olan tazyik hapsinin bu alacak için uygulanması orantısız ve Anayasal ilkeye aykırı görülmektedir.