İkale (bozma) sözleşmesinin geçerliliği için Yargıtay'ın aradığı 'makul yarar' ölçütünün hukuki temelini ve bu ölçütün, ikale teklifinin işçiden veya işverenden gelmesine göre nasıl farklılaştığını açıklayınız. Bu ölçütün amacı, sözleşme özgürlüğü ilkesini mi, yoksa işçiyi koruma ilkesini mi önceliklendirmektir?

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #170805

'Makul yarar' ölçütünün doğrudan bir yasal dayanağı yoktur; bu, Yargıtay tarafından, Borçlar Hukukundaki irade fesadı hallerini ve İş Hukukunun 'işçinin korunması' ilkesini somutlaştırmak amacıyla geliştirilmiş bir içtihattır. Amacı, ikale sözleşmesinin, işverenin fesih beyanını ve iş güvencesi hükümlerini dolanmak için bir araç olarak kullanılmasını engellemektir. Bu ölçüt, teklifin kimden geldiğine göre şöyle farklılaşır: 1) Teklif İşverenden Geliyorsa: Bu durumda Yargıtay, işçinin iş güvencesinden (işe iade davası hakkı) ve işsizlik sigortası gibi haklardan feragat etmesinin karşılığında, yasal hakları olan kıdem ve ihbar tazminatlarına 'ek olarak' bir menfaat (makul yarar) elde etmesi gerektiğini aramaktadır. Bu ek menfaat, genellikle işe iade davası sonucunda alınabilecek tazminatlara (boşta geçen süre ücreti + işe başlatmama tazminatı) yakın bir tutar olarak değerlendirilir. Ek menfaat yoksa, ikalenin geçerliliği şüpheli hale gelir ve işverenin gizli bir feshi olduğu kabul edilebilir. 2) Teklif İşçiden Geliyorsa: İşçi kendi isteğiyle işten ayrılmak istediği için, Yargıtay burada ek bir menfaat aramaz. Tarafların, yasal hakların (kıdem tazminatı vb.) ödenip ödenmeyeceği konusunda serbestçe anlaşabileceğini kabul eder. Bu ölçüt, görünüşte sözleşme özgürlüğünü sınırlıyor gibi dursa da, aslında işçi ile işveren arasındaki güç dengesizliğini gözeterek 'işçiyi koruma ilkesini' önceliklendirmekte ve işçinin iradesinin gerçekten serbest olup olmadığını denetlemektedir.