Polislik güvenlik soruşturmasının olumsuz sonuçlanması nedeniyle bir adayın ilişiğinin kesilmesi işlemi, idari yargıda iptal davasına konu edildiğinde, idarenin mahkemeye sunduğu gerekçelerin denetiminin sınırları nelerdir? Anayasa Mahkemesi ve Danıştay'ın yerleşik içtihatlarına göre, 'istihbari bilgi' veya 'kurum kanaati' gibi soyut gerekçeler tek başına iptal davasının reddi için yeterli midir?

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #170803

İdari yargıda yapılan denetimin amacı, idari işlemin hukuka uygun olup olmadığını (yetki, şekil, sebep, konu, amaç unsurları yönünden) tespit etmektir. Adayın ilişiğinin kesilmesi işlemi bir idari işlem olduğundan bu denetime tabidir. Anayasa Mahkemesi ve Danıştay'ın yerleşik içtihatlarına göre, idarenin bu işlemi tesis ederken dayandığı gerekçelerin denetlenebilir, somut ve objektif olması gerekir. 'İstihbari bilgi' veya 'kurum kanaati' gibi soyut, doğruluğu denetlenemeyen, kaynağı belirsiz gerekçeler tek başına işlemin hukuki sebebi olarak kabul edilemez ve iptal davasının reddi için yeterli değildir. Mahkeme, idareden bu soyut ifadelerin altını dolduran somut olguları ve delilleri (tanık beyanı, belge, mahkeme kararı, soruşturma dosyası vb.) sunmasını ister. İdare, 'gizlilik' veya 'devlet sırrı' gibi gerekçelerle bu somut olguları mahkemeye sunmaktan kaçınırsa, işlemin sebep unsuru kanıtlanamamış sayılır. Yargı denetimi, idarenin takdir yetkisinin keyfiliğe dönüşmesini engellemeyi amaçlar. Bu nedenle, mahkeme, adayın bizzat kendisinin, milli güvenliğe aykırı veya yasa dışı oluşumlarla eylem birliği, irtibat veya iltisak içinde olduğuna dair makul, inandırıcı ve somut kanıtların dosyada bulunup bulunmadığını inceler. Soyut iddialara dayalı bir eleme işlemi, hukuka aykırı bulunarak iptal edilir.