5237 sayılı TCK'nın 313. maddesinde düzenlenen 'Türkiye Cumhuriyeti Hükümetine karşı silahlı isyan' suçu, bir tehlike suçu mudur, yoksa zarar suçu mudur? Suçun tamamlanması için isyanın fiilen başlaması veya başarılı olması gerekir mi? Maddenin birinci ve ikinci cümleleri arasındaki ilişkiyi, suçun oluşumu ve cezanın belirlenmesi açısından açıklayınız.

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #170802

TCK m. 313'te düzenlenen suç, iki aşamalı bir yapıya sahiptir. 1) Maddenin birinci fıkrasının ilk cümlesi ('Halkı, Türkiye Cumhuriyeti Hükümetine karşı silahlı bir isyana tahrik eden kimseye onbeş yıldan yirmi yıla kadar hapis cezası verilir.') bir 'somut tehlike' suçu olarak düzenlenmiştir. Suçun tamamlanması için isyanın fiilen başlaması veya başarılı olması gerekmez; halkı silahlı isyana yönelten 'tahrik' fiilinin, kamu düzeni ve devlet otoritesi için somut bir tehlike yaratması yeterlidir. 2) Maddenin birinci fıkrasının ikinci cümlesi ('İsyanın gerçekleşmesi durumunda, tahrik eden kişi hakkında yirmi yıldan yirmibeş yıla kadar hapis cezasına hükmolunur.') ise, tahrik fiili sonucunda bir 'zarar' neticesinin (isyanın gerçekleşmesi) ortaya çıkması halini, yani suçun 'neticesi sebebiyle ağırlaşmış' halini düzenlemektedir. Bu durumda, tahrik suçu bir zarar suçuna dönüşür. İki cümle arasındaki ilişki şöyledir: İlk cümle, isyan gerçekleşmese bile tahrik eylemini cezalandırarak suçun hazırlık hareketlerini aşan ve tehlike yaratan aşamasını bağımsız bir suç haline getirir. İkinci cümle ise, bu tehlikenin fiili bir zarara dönüşmesi halinde, yani tahrik sonucunda isyanın başlaması durumunda, failin cezasının ağırlaştırılmasını öngörür. Dolayısıyla, suçun temel şekli bir somut tehlike suçudur ve isyanın gerçekleşmesi şart değildir; isyanın gerçekleşmesi ise cezayı ağırlaştıran nitelikli bir haldir.