Yargıtay Ceza Genel Kurulu'nun 2018/309 K. sayılı kararında, 'yüzde sabit ize' neden olan bir yaralamanın, adli tıp raporunda 'basit bir tıbbi müdahale ile giderilebilecek' nitelikte olduğu belirtilse dahi, temel cezanın TCK m. 86/1'e göre mi yoksa m. 86/2'ye göre mi belirlenmesi gerektiği tartışılmıştır. Kurulun, bu durumda temel cezanın m. 86/1'e göre belirlenmesi gerektiği yönündeki kararının arkasındaki teleolojik (amaçsal) ve sistematik yorum gerekçeleri nelerdir?

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #170799

Yargıtay Ceza Genel Kurulu'nun bu kararının arkasında yatan temel gerekçeler şunlardır: 1) Sistematik Yorum: TCK m. 87 ('Neticesi sebebiyle ağırlaşmış yaralama'), ceza artırımı ve alt sınırlar için TCK m. 86'ya atıf yaparken, sadece m. 86/1 ve m. 86/3'e atıf yapmakta, m. 86/2'yi (basit tıbbi müdahale ile giderilebilecek hal) bu kapsama dahil etmemektedir. Kanun koyucunun bu bilinçli tercihi, basit tıbbi müdahale ile giderilebilecek hafif bir yaralamanın, yüzde sabit iz gibi ağır bir sonuca yol açamayacağı varsayımına dayanır. 2) Teleolojik (Amaçsal) Yorum ve Adaletsiz Sonuçların Önlenmesi: Eğer yüzde sabit ize neden olan yaralamada temel ceza m. 86/2'den (4 aydan 1 yıla kadar hapis veya adli para cezası) alınırsa, bu durum ceza adaleti açısından kabul edilemez ve orantısız sonuçlar doğurur. Örneğin, suçu silahla (bıçakla) işleyerek yüzde sabit ize neden olan fail için TCK m. 87/1-son uyarınca en az 5 yıl hapis cezası öngörülürken, aynı sonucu tırnağıyla yaralayarak meydana getiren faile çok daha düşük bir ceza verilmesi gerekirdi. Bu, suçun işleniş şekli ile sonucu arasındaki dengeyi bozardı. 3) Kavramsal Uyumsuzluk: Adli tıp uygulamalarında dahi 'yüzde sabit iz', nitelikli ve kalıcı bir yaralanma şekli olarak kabul edilir. Böyle ağır bir sonucun, hukuken 'basit bir tıbbi müdahale ile giderilebilecek ölçüde hafif' olarak nitelendirilen bir eylemden kaynaklandığını kabul etmek, kavramsal bir çelişki yaratır. Bu nedenlerle Kurul, 'yüzde sabit iz' sonucunun varlığı halinde, eylemin hukuken basit tıbbi müdahale ile giderilebilir sayılamayacağına ve temel cezanın her zaman TCK m. 86/1'den (1 yıldan 3 yıla kadar hapis) belirlenmesi gerektiğine karar vermiştir.