Kayıtlı Elektronik Posta (KEP) ile yapılan bir tebligatın hukuken geçerli sayılabilmesi için, iletinin alıcının posta kutusuna ne zaman ulaştığı mı, yoksa alıcı tarafından ne zaman okunduğu mu esas alınır? Bu durumun, tebligata bağlanan hukuki sürelerin (cevap, itiraz, dava açma süreleri) başlaması üzerindeki etkisini, 7201 sayılı Tebligat Kanunu'nun elektronik tebligata ilişkin hükümleriyle birlikte değerlendiriniz.
7201 sayılı Tebligat Kanunu'nun 7/a maddesi ve Elektronik Tebligat Yönetmeliği'ne göre, elektronik yolla yapılan tebligat, muhatabın elektronik adresine (KEP hesabına) ulaştığı tarihi izleyen beşinci günün sonunda yapılmış sayılır. Dolayısıyla, hukuki sürelerin başlaması açısından belirleyici olan an, iletinin alıcı tarafından fiilen 'okunduğu' an değil, KEP hesabına 'ulaştığı' tarihten itibaren beş gün geçmesidir. Bu, objektif bir kriter getirmekte ve tebligatın geçerliliğini muhatabın sübjektif eylemine (okuyup okumamasına) bağlamaktan kurtarmaktadır. Örneğin, bir KEP iletisi 1 Mart'ta alıcının hesabına ulaşmışsa, tebligat 6 Mart günü sonunda yapılmış sayılır ve tebligata bağlı olan yasal süreler (örneğin 7 günlük itiraz süresi) 7 Mart'tan itibaren işlemeye başlar. Alıcının bu iletiyi 10 Mart'ta okuması veya hiç okumaması bu durumu değiştirmez. KEP sisteminin standart e-postadan en önemli farklarından biri, bu 'ulaşma anı'nı ve 'okunma anı'nı (ayrı bir delil olarak) zaman damgasıyla, değiştirilemez ve inkâr edilemez bir şekilde kayıt altına almasıdır. Bu kayıtlar, olası bir uyuşmazlıkta kesin delil niteliğindedir.