CMK m. 100/3'te sayılan 'katalog suçlar' açısından, 'tutuklama nedeni var sayılabilir' ifadesinin hukuki anlamı nedir? Bu ifade, hâkime bu suçlarda tutuklama kararı verme zorunluluğu mu getirir, yoksa sadece bir 'tutuklama nedeninin varlığı karinesi' mi oluşturur? Ölçülülük ilkesi bu karine karşısında nasıl bir rol oynar?

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #170794

'Tutuklama nedeni var sayılabilir' ifadesi, hâkime mutlak bir tutuklama zorunluluğu getirmez. Bu ifade, kanuni bir karine oluşturur. Yani, katalogda sayılan suçlardan birinin işlendiğine dair somut delillere dayanan kuvvetli şüphe varsa, CMK m. 100/2'de sayılan tutuklama nedenlerinin (kaçma şüphesi, delilleri karartma tehlikesi) de var olduğu varsayılır. Bu, savcılık makamının bu nedenlerin varlığını ayrıca ispat etme yükünü ortadan kaldıran, ispat yükünü tersine çeviren bir karinedir. Ancak bu karine, mutlak ve çürütülemez bir karine değildir. Sanık veya müdafii, somut olayın özelliklerine göre kaçma veya delilleri karartma tehlikesinin bulunmadığını (örneğin, sanığın sabit ikametgah sahibi olması, tüm delillerin toplanmış olması gibi) ileri sürerek bu karineyi çürütebilir. En önemlisi, CMK m. 100/1'de yer alan 'ölçülülük' ilkesi, bu karine karşısında hâkimin en önemli denetim aracıdır. Katalog suç işlenmiş ve tutuklama nedeni karinesi devreye girmiş olsa bile, hâkim, 'işin önemi, verilmesi beklenen ceza veya güvenlik tedbiri ile ölçülü olmaması halinde, tutuklama kararı verilemez' hükmü gereğince, tutuklamanın somut olayda orantısız bir tedbir olup olmadığını değerlendirmek zorundadır. Örneğin, adli kontrol gibi daha hafif bir tedbirle aynı amaca ulaşılabilecekse, katalog suç olmasına rağmen tutuklama kararı verilmemelidir. Anayasa Mahkemesi ve Yargıtay kararları da bu yönde istikrar kazanmıştır.