İHAM'ın Cevat Soysal/Türkiye kararında, ulusal mahkemenin, hukuka aykırı elde edildiği iddia edilen telefon tapelerinin bir kopyasını başvurucuya vermemesini ve ses kayıtlarını duruşmada dinlememesini 'çelişmeli yargılama' ve 'silahların eşitliği' ilkelerinin ihlali olarak değerlendirmesinin temel gerekçesi nedir? Bu ilkeler, delillerin güvenilirliğinin sorgulanması hakkıyla nasıl bir ilişki içindedir?
İHAM'ın bu değerlendirmesinin temel gerekçesi, savunma makamının, aleyhine kullanılan temel bir delilin hem içeriğine hem de elde ediliş yöntemine etkin bir şekilde itiraz etme ve onu sorgulama imkanından mahrum bırakılmasıdır. Çelişmeli yargılama ilkesi, bir davada tarafların (iddia ve savunma) sunulan tüm delillerden haberdar olma ve bu deliller hakkında görüş bildirme hakkına sahip olmasını gerektirir. Silahların eşitliği ilkesi ise, taraflara iddialarını ve savunmalarını mahkeme önünde sunabilmeleri için makul ve denk imkanların tanınmasını ifade eder. Somut olayda, iddia makamı (savcılık) telefon tapelerine ve deşifre metinlerine sahipken, savunma makamının (başvurucunun) bu delillerin aslına veya bir kopyasına ulaşamaması, taraflar arasında bariz bir dezavantaj yaratmış ve silahların eşitliğini bozmuştur. Başvurucu, tapelerin orijinaline ulaşamadığı için; sesin kendisine ait olup olmadığını, konuşmaların doğru deşifre edilip edilmediğini, kayıtlarda kesinti veya montaj olup olmadığını etkin bir şekilde denetleyememiştir. Bu durum, delilin güvenilirliğinin sorgulanması hakkını işlevsiz kılmıştır. İHAM'a göre, bir delilin mahkumiyette belirleyici rol oynaması durumunda, savunmaya o delile itiraz edebilmesi için her türlü imkanın tanınması, dürüst bir yargılamanın (AİHS m. 6) olmazsa olmaz koşuludur.