7315 sayılı Güvenlik Soruşturması ve Arşiv Araştırması Kanunu'nun yürürlüğe girmesiyle birlikte, bir kamu görevlisi adayının güvenlik soruşturmasında 'birinci derece yakınlarının' durumu (örn: haklarında açılmış bir ceza davası) adayın elenmesi için tek başına bir gerekçe oluşturabilir mi? 'Cezaların şahsiliği' ilkesi bu durumu nasıl etkiler?
Hayır, 7315 sayılı Kanun'un yürürlüğe girmesiyle birlikte, güvenlik soruşturmasının kapsamı daraltılmış ve sadece adayın kendisiyle sınırlı hale getirilmiştir. Kanunun 4. maddesinde araştırılacak hususlar sayılırken, kişinin kendisi merkeze alınmış, aile bireyleri veya yakın çevresi araştırma kapsamı dışında bırakılmıştır. Bu nedenle, bir adayın 'birinci derece yakınının' durumu, tek başına adayın elenmesi için hukuka uygun bir gerekçe oluşturamaz. Bu durum, Anayasa'nın 38. maddesinde yer alan 'cezaların şahsiliği' ilkesinin doğrudan bir sonucudur. Bu ilke, bir kimsenin, başka bir kişinin fiilinden dolayı sorumlu tutulamayacağını ifade eder. Bir adayın, sırf bir yakınının işlediği iddia edilen bir suç veya sahip olduğu bir düşünce nedeniyle kamu görevine girmesinin engellenmesi, cezaların şahsiliği ilkesinin ağır bir ihlali anlamına gelir. İdare, adayın elenmesi için, adayın bizzat kendisinin terör örgütleriyle veya suç örgütleriyle eylem birliği, irtibat veya iltisak içinde olduğunu somut delillerle ortaya koymak zorundadır. Yakınının durumu, ancak adayın bu irtibat ve iltisakını gösteren bir delil zincirinin parçası ise (örneğin, aday yakını aracılığıyla örgütsel faaliyete katılmışsa) anlamlı olabilir, tek başına bir sebep olamaz.