Yargıtay 18. Ceza Dairesi'nin 2015/4209 K. sayılı kararında, göçmen kaçakçılığı suçunda kullanılan araca elkoyma talebinin, CMK m. 128 kapsamında 'suçtan elde edilen değer' olarak değil, CMK m. 123 ve 127 kapsamında 'müsadere konusu eşya' olarak değerlendirilmesi gerektiği ve bu nedenle görevli mahkemenin Ağır Ceza Mahkemesi değil, Sulh Ceza Hakimliği olduğu belirtilmiştir. Bu iki elkoyma türü arasındaki temel ayrım nedir ve bu ayrım yargılamadaki görevli mahkemeyi nasıl etkilemektedir?
İki elkoyma türü arasındaki temel ayrım, elkoymanın amacında ve konusunu oluşturan malvarlığının niteliğinde yatmaktadır. 1) CMK m. 123 ve devamında düzenlenen genel elkoyma, 'ispat aracı olarak yararlı görülen' veya 'eşya veya kazanç müsaderesinin konusunu oluşturan' malvarlığı değerlerini kapsar. Burada malın kendisi suçun işlenmesinde kullanılmış (örn: suç aleti araç), suçun konusunu oluşturmuş veya suçtan üretilmiş olabilir. Bu, klasik ve genel bir koruma tedbiridir ve soruşturma aşamasında karar verme yetkisi kural olarak Sulh Ceza Hakimliğine aittir. 2) CMK m. 128'de düzenlenen özel elkoyma ise, 'suçtan elde edilen' malvarlığı değerlerine, yani suçun işlenmesiyle elde edilen ekonomik kazancın dönüştüğü değerlere (taşınmaz, banka hesabı vb.) yöneliktir. Amacı, suç gelirlerinin aklanmasını ve suçtan haksız kazanç elde edilmesini önlemektir. Kanun koyucu, bu tedbirin ağırlığı ve mülkiyet hakkına derin müdahalesi nedeniyle, karar verme yetkisini münhasıran Ağır Ceza Mahkemesi'ne vermiştir. Yargıtay kararındaki olayda, araç göçmen kaçakçılığı suçundan elde edilen bir gelir değil, suçun işlenmesinde 'kullanılan bir eşya'dır. Bu nedenle TCK m. 54 uyarınca müsadereye tabi olabilecek bir 'suç aleti' niteliğindedir. Bu niteliği itibarıyla, araca elkoyma talebi CMK m. 123 kapsamında kalır ve görevli merci de Sulh Ceza Hakimliğidir. Ağır Ceza Mahkemesinin görevli sayılması için, örneğin aracın kaçakçılıktan elde edilen parayla satın alındığının iddia edilmesi gerekirdi.