5237 sayılı Türk Ceza Kanunu (TCK) m. 76'da tanımlanan soykırım suçunun manevi unsuru olan 'belirli bir grubu yok etme maksadı' ile m. 77'de düzenlenen insanlığa karşı suçların manevi unsuru olan 'siyasal, felsefi, ırki veya dini saiklerle toplumun bir kesimine karşı işleme' arasındaki temel farkı açıklayınız. Bir eylem hangi koşullarda her iki suçun da kapsamına girebilir ve bu durumda içtima kuralları nasıl uygulanır?

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #170774

İki suçun manevi unsurları arasındaki temel fark, failin nihai hedefidir. TCK m. 76'daki soykırım suçunda, failin özel kastı (maksadı), belirli bir milli, etnik, ırki veya dini grubun varlığını, tamamen veya kısmen ortadan kaldırmaktır (dolus specialis). Burada hedef, grubun kendisidir. TCK m. 77'deki insanlığa karşı suçlarda ise failin saiki, eylemi belirli siyasal, felsefi, ırki veya dini nedenlerle, bir plan doğrultusunda ve sistemli olarak toplumun bir kesimine karşı yöneltmesidir. Burada hedef, belirli saiklerle seçilmiş sivil nüfusun bir parçasıdır, ancak grubu yok etme amacı zorunlu değildir. Bir eylem, örneğin bir etnik gruba mensup sivillerin siyasi bir amaçla ve planlı bir şekilde kasten öldürülmesi, hem insanlığa karşı suç (kasten öldürme) hem de soykırım (kasten öldürme) tanımına girebilir. Bu durumda, faillerin eylemlerinin ardındaki nihai maksat belirleyici olacaktır. Eğer amaç, sadece siyasi bir hedef doğrultusunda sivil halka gözdağı vermek ise insanlığa karşı suç; eğer amaç, o etnik grubun varlığını ortadan kaldırmak ise soykırım suçu oluşur. TCK'nın fikri içtima (m. 44) kuralları gereği, tek bir fiil ile birden fazla farklı suçun oluşması halinde, fail en ağır cezayı gerektiren suçtan sorumlu tutulur. Soykırım suçu genellikle daha ağır yaptırımlar öngördüğünden, bu suçtan ceza verilmesi muhtemeldir. Ayrıca, TCK m. 76/2 ve m. 77/2'de kasten öldürme ve yaralama suçları açısından gerçek içtima hükümlerinin uygulanacağı özel olarak belirtilmiştir, bu da mağdur sayısınca ceza verileceği anlamına gelir.