Bir kişi, dağda mahsur kalmış ve donmak üzereyken, hayatta kalmak için kimsenin bulunmadığı bir dağ evinin kapısını kırarak içeri girmiş ve oradaki odunları yakarak ısınmıştır. Bu kişinin eylemleri, 'hırsızlık' ve 'mala zarar verme' suçları açısından TCK m. 25/2'deki 'zorunluluk hali' kapsamında nasıl değerlendirilmelidir? Korunan hukuki değer ile feda edilen hukuki değer arasındaki orantıyı analiz ediniz.
Bu kişinin eylemleri, TCK m. 25/2'deki zorunluluk hali kapsamında değerlendirilir ve faile bu suçlardan dolayı ceza verilmez. Değerlendirme şöyledir: 1) **Tehlike:** Kişinin donarak ölme riski, 'ağır ve muhakkak bir tehlike'dir. 2) **Sebep Olmama:** Kişi bu tehlikeye bilerek sebep olmamıştır. 3) **Başka Türlü Kurtulma Olanağı Olmama:** O an için hayatta kalmasının başka bir yolu yoktur. 4) **Orantılılık:** Bu unsur, zorunluluk halinin en kritik noktasıdır. Olayda, korunan hukuki değer, en üstün hak olan 'yaşama hakkı'dır. Feda edilen hukuki değerler ise, 'mülkiyet hakkı' (odunlar) ve 'malvarlığı değeri'dir (kırılan kapı). Yaşama hakkı, malvarlığı haklarından açıkça daha üstün bir haktır. Dolayısıyla, daha üstün bir hakkı korumak için daha az değerli hakların feda edilmesi, orantılılık ilkesine tamamen uygundur. Bu nedenle, kişinin eylemleri zorunluluk hali kapsamında kalır ve suç oluşturmaz. (Kaynak: kadimhukuk.com.tr/makale/zorunluluk-hali-zaruret-tck-25-2-madde/)