TCK m. 299'da düzenlenen Cumhurbaşkanına hakaret suçunun, İHAM tarafından ifade özgürlüğüne orantısız bir müdahale olarak görülmesinin temel nedenlerinden biri, bu suç için öngörülen 'hapis cezası'dır. İHAM'ın, siyasi eleştirilere yönelik hapis cezalarına karşı genel tutumunu, özellikle 'caydırıcı etki (chilling effect)' kavramı üzerinden açıklayınız.

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #170530

İHAM, yerleşik içtihatlarında, kamu yararını ilgilendiren siyasi tartışmalar ve siyasetçilere yönelik eleştiriler söz konusu olduğunda, hapis cezasını en son çare olarak ve sadece çok istisnai (şiddete teşvik, nefret söylemi gibi) durumlarda meşru görmektedir. Siyasi eleştiri ve hatta sert polemikler için hapis cezası öngörülmesi, ifade özgürlüğüne yönelik orantısız bir müdahale olarak kabul edilir. Bunun temel nedeni 'caydırıcı etki' (chilling effect) kavramıdır. Hapis cezası tehdidi, sadece cezalandırılan kişi üzerinde değil, tüm toplum, özellikle de gazeteciler, yazarlar, akademisyenler ve muhalifler üzerinde bir baskı ve korku iklimi yaratır. Bireyler, hapis cezası riskinden kaçınmak için meşru eleştiri yapmaktan dahi çekinirler, yani bir 'oto-sansür' uygularlar. Bu durum, demokratik bir toplumun can damarı olan kamuoyu tartışmasını ve siyasi denetimi engeller. İHAM'a göre, cezanın ertelenmesi veya hükmün açıklanmasının geri bırakılması dahi, mahkumiyetin kendisi ve potansiyel hapis tehdidi var olduğu sürece bu caydırıcı etkiyi ortadan kaldırmaz. (Kaynak: sen.av.tr/tr/makale/Cumhurbaşkanına-Hakaret-Suçunda-Vedat-Şorli-v.-Türkiye-Kararı-ve-Sözleşmenin-46.-Maddesi-Atfıyla-TCK-m.299’un-İçtihatla-Uyumlu-Hale-Getirilmesi-Talebi/)