5271 sayılı CMK'nın sistematiğinde, soruşturma evresinin amiri ve beyni Cumhuriyet savcısıdır. 6638 sayılı Kanun'la kolluk amirine tanınan gözaltı yetkisi, savcının soruşturma üzerindeki 'yönlendirme ve denetim' yetkisini nasıl etkilemektedir? Bu durumun, soruşturmanın bütünlüğü ve maddi hakikate ulaşma amacı açısından potansiyel riskleri nelerdir?
Kolluk amirine, savcıya haber vermeden gözaltı kararı verme yetkisi tanınması, savcının soruşturma üzerindeki yönlendirme ve denetim yetkisini ciddi şekilde zayıflatır. CMK sistematiğinde savcı, soruşturmanın başından sonuna kadar tüm süreci yönetir, delilleri toplar, hangi tedbirin uygulanacağına karar verir veya talep eder. Kolluğun, savcıdan bağımsız olarak kişi hürriyetini bu denli ağır kısıtlayan bir tedbire başvurabilmesi, soruşturmada 'ikibaşlılık' yaratır. Potansiyel riskler şunlardır: 1) **Soruşturmanın Bütünlüğünün Bozulması:** Savcının haberi olmadan yapılan bir gözaltı, savcının soruşturma stratejisini ve planlamasını bozabilir. 2) **Keyfi Uygulama Riski:** Gözaltı gibi ağır bir tedbirin yargısal bir makam olan savcının denetimi dışında idari bir makama bırakılması, keyfi ve orantısız uygulamalara kapı aralayabilir. 3) **Maddi Hakikate Ulaşmanın Zorlaşması:** Savcının kontrolü dışında yapılan işlemler, delillerin eksik veya hatalı toplanmasına, soruşturmanın yanlış yönlendirilmesine ve sonuç olarak maddi hakikate ulaşmanın zorlaşmasına neden olabilir. Bu durum, soruşturmanın beyni olan savcının elini kolunu bağlayan bir düzenleme olarak eleştirilmektedir. (Kaynak: sen.av.tr/tr/makale/savcinin-yetkisine-mudahale-ve-gozalti/)