Alacaklının, borcunu ödemeyen borçluya karşı açtığı itirazın iptali davasında, borcun likit (belirlenebilir) olması, alacaklı lehine icra inkar tazminatına hükmedilebilmesi için bir ön şarttır. Bu şartın aranmasının ardındaki hukuki mantık nedir? Alacağın varlığı ve miktarının tespiti ciddi bir yargılamayı ve bilirkişi incelemesini gerektiriyorsa, borçlunun itirazının 'haksız ve kötü niyetli' olarak nitelendirilmesinin neden zorlaştığını açıklayınız.
İcra inkar tazminatının amacı, borcunun varlığını ve miktarını açıkça bilen veya bilmesi gereken borçlunun, sırf takibi sürüncemede bırakmak için yaptığı haksız itirazı cezalandırmaktır. Alacağın 'likit' olması, yani miktarının belirli veya kolayca hesaplanabilir olması, borçlunun borcunu bilme veya bilebilme durumunun objektif bir göstergesidir. Eğer alacak likit değilse, yani varlığı veya miktarı tartışmalı ise ve tespiti bir yargılamayı, delil takdirini veya bilirkişi incelemesini gerektiriyorsa, borçlunun borcun varlığı veya miktarı konusunda samimi bir şüpheye sahip olması mümkündür. Bu durumda borçlunun itirazının 'haksız' olduğu ispatlansa bile, 'kötü niyetli' olduğunu söylemek zorlaşır. Çünkü borçlu, yargılamayı gerektiren meşru bir uyuşmazlık olduğunu düşünerek itiraz etmiş olabilir. Likidite şartı, tazminatın sadece açıkça haksız ve kötü niyetli itirazları hedef almasını sağlayan bir filtredir. (Kaynak: ayboga.av.tr/itirazin-iptali-davasi/)