Bir kimsenin, arkadaşının mirasçılarından mal kaçırmasına yardımcı olmak amacıyla, arkadaşının evini tapuda kendi üzerine devralması (muvazaalı işlem), daha sonra bu evi bir başkasına satması durumunda, asıl mirasçıların bu ikinci alıcıya karşı tapu iptal ve tescil davası açma hakkı, hangi koşulda sınırlandırılmıştır? TBK m. 19/2'deki düzenlemeyi açıklayınız.
Mirasçıların bu ikinci alıcıya karşı dava açma hakkı, ikinci alıcının 'iyi niyetli' olup olmamasına bağlıdır. TBK m. 19/2, 'Borçlu, yazılı bir borç tanımasına güvenerek alacağı kazanmış olan üçüncü kişiye karşı, bu işlemin muvazaalı olduğu savunmasında bulunamaz.' demektedir. Bu ilke, tapu sicili için TMK m. 1023 ile daha geniş bir koruma bulur: 'Tapu kütüğündeki tescile iyiniyetle dayanarak mülkiyet veya bir başka ayni hak kazanan üçüncü kişinin bu kazanımı korunur.' Buna göre, muvazaalı işlemi yapan B, evi tapuda kendi üzerine aldıktan sonra, bu tapu kaydına güvenen ve muvazaayı bilmeyen veya bilebilecek durumda olmayan 'iyi niyetli' bir üçüncü kişi olan C'ye satarsa, C'nin bu kazanımı korunur. Mirasçılar, artık iyi niyetli C'ye karşı tapu iptal davası açamazlar. Ancak, uğradıkları zarar için muvazaalı işlemi yapan arkadaşı B'ye karşı bir tazminat davası açabilirler. Eğer C, muvazaayı biliyor veya bilebilecek durumda ise (kötü niyetli ise), onun kazanımı korunmaz ve mirasçılar ona karşı da tapu iptal davası açabilirler. (Kaynak: barandogan.av.tr/blog/borclar-hukuku/muvazaa-davasi-nedir.html)