Yoksulluk nafakası alan kişinin, bir başkasıyla resmi nikah olmaksızın, toplum tarafından 'karı-koca gibi' algılanacak şekilde birlikte yaşaması (fiilen evliymiş gibi yaşama), nafaka borcunu nasıl etkiler? Bu durumun ispat yükü kime aittir ve ne tür delillerle ispatlanabilir?

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #170492

TMK m. 176/3'e göre, nafaka alacaklısının 'fiilen evliymiş gibi yaşaması', yoksulluk nafakasının mahkeme kararıyla kaldırılması sebebidir. Bu durum nafakayı kendiliğinden sona erdirmez, nafaka yükümlüsünün dava açması gerekir. Bu durumun varlığını ispat etme yükümlülüğü, iddia eden tarafa, yani nafaka yükümlüsüne aittir. İspat için her türlü delil kullanılabilir. Örneğin; tanık beyanları (komşular, arkadaşlar), birlikte yaşadıklarını gösteren fotoğraflar, sosyal medya paylaşımları, ortak adres kayıtları, ortak faturalar, birbirlerini 'eşim' olarak tanıttıklarına dair belgeler veya beyanlar gibi delillerle, birlikteliğin gelip geçici bir ilişki olmadığı, evlilik hayatına benzer şekilde sürekli, duygusal ve ekonomik bir paylaşım içerdiği kanıtlanmaya çalışılır. Mahkeme, bu delilleri değerlendirerek fiili evlilik durumunun varlığına kanaat getirirse nafakayı kaldırır. (Kaynak: oner.av.tr/yoksulluk-nafakasi/)