Soruşturma evresinde Cumhuriyet savcısının adli kontrol tedbirini 'kaldırma' yetkisi (CMK m. 103/2) ile adli kontrol tedbiri 'uygulama' yetkisi arasındaki fark nedir? Neden kanun koyucu savcıya birincisini tanırken ikincisini tanımamıştır?
İki yetki arasında temel bir fark vardır: Adli kontrolü 'kaldırma' yetkisi, şüpheli lehine, kişi hürriyetini genişleten bir işlemdir. Adli kontrolü 'uygulama' yetkisi ise, şüpheli aleyhine, kişi hürriyetini kısıtlayan bir tedbirin tesisidir. Kanun koyucu, CMK'da ve Anayasa'da (m. 19) kişi hürriyetini kısıtlayan tedbirlerin (tutuklama, adli kontrol gibi) kural olarak bir 'hâkim' kararıyla verilmesini temel bir güvence olarak kabul etmiştir. Bu, yargısal denetimi ve keyfiliğin önlenmesini sağlar. Bu nedenle, savcıya hürriyeti kısıtlayan bir tedbir olan adli kontrolü re'sen uygulama yetkisi verilmemiştir; savcı bu tedbiri sadece sulh ceza hâkiminden 'talep' edebilir (CMK m. 101, 103). Buna karşılık, soruşturma evresinde adli kontrolün gereksiz hale geldiği kanaatine varan savcının, bu tedbiri re'sen 'kaldırmasına' izin verilmiştir (CMK m. 103/2). Çünkü bu işlem, şüphelinin lehinedir ve soruşturmanın devamı için bir sakınca oluşturmadığı savcı tarafından takdir edilmiştir. Bu ayrım, temel hak ve hürriyetlerin korunması ve yargısal güvence ilkesinin bir sonucudur. (Kaynak: sen.av.tr/tr/makale/adli-kontrolle-tahliye-talep-eden-cumhuriyet-savcisinin-tahliye-yetkisi/)