Bir tazminat davasında, davacı dava dilekçesinde talebini 'kısmi dava' olarak açmış ve fazlaya ilişkin haklarını saklı tutmuştur. Yargılama sırasında, bilirkişi raporuyla alacağının daha fazla olduğu ortaya çıkınca, talebini 'ıslah' yoluyla artırmıştır. Davalının ıslahla artırılan kısım için ileri sürdüğü zamanaşımı def'i, hangi tarihe göre değerlendirilmelidir? Dava tarihi mi, yoksa ıslah tarihi mi esas alınır?

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #170459

HMK m. 177/2'nin eski düzenlemesi ve Yargıtay'ın yerleşik içtihatlarına göre, ıslahla artırılan miktar için zamanaşımı, dava tarihine göre değil, 'ıslahın yapıldığı tarihe' göre değerlendirilirdi. Bu da, dava açıldıktan sonra zamanaşımı süresi dolmuşsa, ıslahla artırılan kısmın zamanaşımına uğraması riskini doğuruyordu (Bkz: Yargıtay (Kapatılan) 13. Hukuk Dairesi 2017/5854 E. sayılı kararı). Ancak, 28.07.2020 tarihli 7251 sayılı Kanun ile HMK m. 177/2'de yapılan değişiklikle bu durum değiştirilmiştir. Yeni düzenlemeye göre; 'Kısmî davada, dava konusu miktarın, tarafların uzlaşması veya bilirkişi raporuyla belirlenmesi üzerine, dava konusu miktarın artırılmasına ilişkin ıslah dilekçesine karşı zamanaşımı defi ileri sürülemez.' Bu hükümle, kısmi davada ıslahla artırılan kısım için zamanaşımının 'dava tarihinde' kesildiği kabul edilerek, davacıların hak kayıplarının önüne geçilmiştir. Dolayısıyla, ıslah tarihi değil, dava tarihi esas alınır. (Kaynak: barandogan.av.tr/blog/borclar-hukuku/avukata-acilan-alacak-veya-tazminat-davasinda-zamanasimi-suresi.html, not: Metindeki karar eski düzenlemeye ilişkindir, cevap güncel hukuki durumu yansıtmaktadır.)