Bir memurun, DMK'ya göre memurluğa alınma şartlarından birini taşımadığının sonradan anlaşılması halinde DMK m. 98/b uyarınca memurluğuna son verilir. Bu hükmün uygulanmasında, memurun memuriyete girişteki bu usulsüzlüğe 'hile' veya 'sahte belge' gibi kendi kusurlu eylemleriyle sebep olup olmamasının bir önemi var mıdır? Danıştay'ın bu konudaki yaklaşımını açıklayınız.

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #170455

Evet, çok büyük önemi vardır. Danıştay, DMK m. 98/b'nin uygulanmasında, memurun usulsüzlüğe kendi kusurlu eylemiyle sebep olup olmadığına büyük önem vermektedir. Eğer memurun memuriyete girişi, kendi hilesi, sahte belge düzenlemesi veya gerçek dışı beyanı gibi idareyi yanıltıcı ve kusurlu bir eylemine dayanıyorsa, Danıştay bu durumda 'idari istikrar' veya 'kazanılmış hak' ilkelerine itibar etmez ve idarenin, durumu öğrendiği anda memurun görevine son vermesini hukuka uygun bulur. Çünkü bu durumda ortada korunmaya değer bir hak veya iyi niyet yoktur. Ancak, usulsüzlük idarenin kendi hatasından kaynaklanıyorsa ve memurun bir kusuru yoksa, Danıştay, özellikle aradan uzun zaman geçmiş ve memurun asaleti onanmışsa, idari istikrar ilkesi gereği göreve son verme işlemini iptal etme eğilimindedir. (Kaynak: kadimhukuk.com.tr/makale/devlet-memurlari-kanunu-50-51-madde-dmk/, Danıştay 12. Dairesi, E:1995/2951 kararı bağlamında yorumlanmıştır.)