Zorunluluk hali (TCK m. 25/2), kusurluluğu ortadan kaldıran bir neden olarak kabul edilmektedir. Bu durumun, fiilin hukuka aykırılığı üzerindeki etkisi nedir? Zorunluluk halinde hareket eden bir kişinin eylemi hukuka uygun hale gelir mi? Bu sorunun pratik sonucu nedir?

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #170446

Zorunluluk halinin kusurluluğu ortadan kaldırması, fiili hukuka uygun hale getirdiği anlamına gelmez. Ceza hukuku teorisinde, meşru müdafaa gibi bazı nedenler fiilin hukuka aykırılığını ortadan kaldırırken (hukuka uygunluk nedeni), zorunluluk hali gibi nedenler fiilin hukuka aykırılığına dokunmaz, sadece failin içinde bulunduğu zor koşullar nedeniyle kınanamayacağını, yani kusurlu sayılamayacağını kabul eder. Eylem hukuka aykırı olmaya devam eder. Bu ayrımın en önemli pratik sonucu, tazminat hukuku açısından ortaya çıkar. Fiil hukuka aykırı olduğu için, bu fiil nedeniyle zarar gören masum üçüncü kişi, Borçlar Kanunu'nun hakkaniyet sorumluluğu (TBK m. 64) veya diğer genel hükümlerine dayanarak, fiili işleyen kişiden zararının tazminini talep edebilir. Eğer fiil hukuka uygun olsaydı (meşru müdafaada olduğu gibi), kural olarak bir tazminat sorumluluğu doğmazdı. (Kaynak: kadimhukuk.com.tr/makale/zorunluluk-hali-zaruret-tck-25-2-madde/)