İHAM'ın Vedat Şorli v. Türkiye kararında, Sözleşme'nin 46. maddesine atıfla Türkiye'ye, TCK m. 299'u 'İHAM içtihadıyla uyumlu hale getirme' tavsiyesinde bulunması ne anlama gelmektedir? Bu durum, sadece başvurucunun davasını yeniden görmekle yerine getirilebilir mi, yoksa daha geniş, yapısal bir değişiklik mi gerektirir?
İHAM'ın Sözleşme'nin 46. maddesine atıfla bu tür bir tavsiyede bulunması, tespit edilen ihlalin sadece münferit bir olaydan değil, mevzuatın kendisinden veya yerleşik uygulamasından kaynaklanan 'yapısal' veya 'sistematik' bir sorundan ileri geldiğini gösterir. Bu durumda, Devletin yükümlülüğü, sadece başvurucunun bireysel mağduriyetini gidermekle (tazminat ödemek veya yeniden yargılama yapmakla) sınırlı değildir. Devletin, aynı türden yeni ihlalleri önlemek için genel ve yapısal tedbirler alma pozitif yükümlülüğü vardır. Vedat Şorli kararında İHAM, sorunun TCK m. 299'un varlığından ve uygulanma biçiminden kaynaklandığını tespit etmiştir. Bu nedenle, Türkiye'den beklenen, benzer başvuruların önünü kesmek için TCK m. 299'u ya tamamen yürürlükten kaldırmak ya da İHAM'ın ifade özgürlüğü standartlarıyla uyumlu olacak şekilde (örneğin, devlet başkanına özel korumayı kaldırarak) değiştirmesidir. Sadece başvurucunun davasını yeniden görmek, bu yapısal sorunu çözmeyecektir. (Kaynak: sen.av.tr/tr/makale/Cumhurbaşkanına-Hakaret-Suçunda-Vedat-Şorli-v.-Türkiye-Kararı-ve-Sözleşmenin-46.-Maddesi-Atfıyla-TCK-m.299’un-İçtihatla-Uyumlu-Hale-Getirilmesi-Talebi)