Bir kişinin, HIV pozitif olduğunu bilerek ve partnerini bu konuda bilgilendirmeden, 'korunmalı' cinsel ilişkiye girmesi (örneğin prezervatif kullanarak) ancak prezervatifin yırtılması gibi bir kaza sonucu virüsün bulaşması durumunda, failin cezai sorumluluğu nasıl değerlendirilmelidir? Bu senaryoda 'olası kast' ile 'bilinçli taksir' arasındaki ayrım nasıl yapılır?
Bu senaryo, olası kast ile bilinçli taksir arasındaki ince ayrımın en belirgin olduğu alanlardan biridir. Değerlendirme failin iç dünyasına ve öngörüsüne göre yapılır: **1) Olası Kast (TCK m. 21/2):** Fail, korunma yönteminin (prezervatif) başarısız olabileceğini, bu durumda virüsün bulaşabileceğini öngörmüş ve bu neticeyi 'olursa olsun' diyerek, umursamayarak, kabullenerek ilişkiye girmişse, olası kastla yaralama suçundan sorumlu tutulur. Burada neticeyi kabullenme iradesi vardır. **2) Bilinçli Taksir (TCK m. 22/3):** Fail, korunma yönteminin başarısız olabileceğini ve virüsün bulaşabileceğini öngörmüş, ancak kişisel becerisine, şansına veya aldığı tedbirin yeterliliğine güvenerek neticenin (bulaşmanın) 'gerçekleşmeyeceğine' inanarak hareket etmişse, bilinçli taksirle yaralama suçundan sorumlu tutulur. Burada neticeyi istememe, gerçekleşmeyeceğine dair bir güven vardır. İki durum arasındaki ayrım, failin 'neticeyi kabullenip kabullenmediği' noktasında düğümlenir. İspatı zor olmakla birlikte, mahkeme, failin beyanları, ilişkinin dinamikleri ve olayın diğer özelliklerine göre bir sonuca varacaktır. Olası kast durumunda ceza indirimsiz uygulanırken, bilinçli taksirde ceza üçte birden yarısına kadar artırılır. (Kaynak: kadimhukuk.com.tr/makale/aids-hiv-pozitif-bulastirma-sucu-cezasi/)