Avukatlık Kanunu m. 40'a göre, avukata karşı açılacak tazminat davalarında 'bir yıllık' ve 'beş yıllık' iki ayrı süre öngörülmüştür. Bu sürelerin hukuki niteliği (zamanaşımı/hak düşürücü süre) ve birbirleriyle olan ilişkisi nedir? Beş yıllık sürenin başlangıç anı olan 'zararı doğuran olay' ne anlama gelmektedir?
Avukatlık Kanunu m. 40'taki her iki süre de hak düşürücü süre niteliğindedir. Bir yıllık kısa süre, müvekkilin tazminat hakkının doğumunu, yani zararı ve sorumluyu 'öğrendiği' tarihten itibaren başlar (sübjektif başlangıç). Beş yıllık uzun süre ise, öğrenme tarihinden bağımsız olarak, 'zararı doğuran olayın' meydana geldiği tarihten itibaren başlar (objektif başlangıç). Bu iki süre birbiriyle yarışır; hangisi önce dolarsa, dava hakkı o anda sona erer. 'Zararı doğuran olay', avukatın özen yükümlülüğüne aykırı davrandığı andır. Örneğin, bir davada temyiz süresini kaçırması, delilleri süresinde sunmaması, onayı olmadan davadan feragat etmesi gibi eylemlerin gerçekleştiği tarih, beş yıllık sürenin başlangıcını oluşturur. Müvekkil, zararı bu olaydan dört buçuk yıl sonra öğrense bile, dava açmak için sadece altı ayı kalmış olacaktır. (Kaynak: barandogan.av.tr/blog/borclar-hukuku/avukata-acilan-alacak-veya-tazminat-davasinda-zamanasimi-suresi.html)