Muvazaa iddiası ile tasarrufun iptali davası arasındaki farklardan biri, muvazaa davasının ayni nitelikte, tasarrufun iptali davasının ise şahsi nitelikte olmasıdır. Bu nitelik farkının, davanın kabulü halinde mülkiyetin durumu üzerindeki pratik etkisini açıklayınız.
Bu nitelik farkı, mülkiyetin akıbeti üzerinde doğrudan bir etki yaratır. Muvazaa davası ayni nitelikte olduğundan ve işlemin en başından geçersizliğini tespit ettiğinden, davanın kabulü halinde dava konusu malın mülkiyeti, hiç borçlunun malvarlığından çıkmamış sayılır. Eğer mal bir taşınmaz ise, üçüncü kişi adına olan tapu kaydı iptal edilerek tekrar borçlu adına tesciline karar verilir ve mal borçlunun terekesine/malvarlığına geri döner. Tasarrufun iptali davası ise şahsi niteliktedir. Davanın kabulü, mülkiyeti borçluya geri döndürmez; mülkiyet üçüncü kişide kalmaya devam eder. Sadece, davacı alacaklıya, o mal sanki hala borçlunun malvarlığındaymış gibi haczettirip sattırma ve alacağını bu satış bedelinden tahsil etme yetkisi verir (İİK m. 283). Bu yetki, sadece davacı alacaklı için ve onun alacağıyla sınırlı olarak tanınmış şahsi bir haktır. (Kaynak: barandogan.av.tr/blog/borclar-hukuku/muvazaa-davasi-nedir.html, HGK-K.2021/146)