Tazyik hapsi ile sonuçlanan fiillerin tamamının şikayete tabi olduğu belirtilmektedir. Bu şikayetin, TCK anlamında bir suç şikayeti ile aynı hukuki nitelikte olup olmadığını ve şikayetten vazgeçmenin tazyik hapsi kararı veya infazı üzerindeki etkisini, özellikle nafaka borcunun ödenmemesi (İİK m. 344) örneği üzerinden açıklayınız.
Tazyik hapsini gerektiren fiillere (nafaka borcunu ödememe, taahhüdü ihlal, tedbir kararına uymama vb.) ilişkin şikayet, TCK anlamında bir suç şikayeti değildir. Bu, icra ceza veya aile mahkemesine yönelik bir 'talep' veya 'başvuru' niteliğindedir. Bu nedenle, TCK'daki şikayetten vazgeçmenin davayı ve cezayı düşürmesi kuralı burada birebir uygulanmaz. Nafaka borcunun ödenmemesi (İİK m. 344) örneğinde, alacaklı şikayetinden vazgeçerse, icra ceza mahkemesi 'davanın düşmesine' karar verir. Eğer tazyik hapsi kararı verilmiş ve infaz ediliyorsa, şikayetten vazgeçme üzerine infaz durdurulur ve borçlu tahliye edilir. Ancak bu vazgeçme, borcu ortadan kaldırmaz. Borçlu gelecekte tekrar nafaka ödemezse, alacaklı yeniden şikayette bulunarak yeni bir tazyik hapsi kararı aldırabilir. Yani vazgeçme, sadece o şikayete konu dönem için sonuç doğurur, ileriye dönük olarak alacak hakkını veya tekrar şikayet hakkını ortadan kaldırmaz. (Kaynak: kadimhukuk.com.tr/makale/tazyik-hapsi/)