Bir kişinin, HIV pozitif olduğunu bilmeden, hayatın olağan akışı içinde bilmesinin de kendisinden beklenemeyeceği bir durumda (örneğin, virüsü yeni kapmış ve belirti göstermemişken) partnerine virüsü bulaştırması halinde cezai sorumluluğu doğar mı? 'Taksirle yaralama' (TCK m. 89) suçunun bu durumda oluşup oluşmayacağını, 'bilinçli taksir' ve 'özen yükümlülüğü' kavramları çerçevesinde değerlendiriniz.
Kişinin HIV pozitif olduğunu bilmemesi ve objektif olarak bilme yükümlülüğünün de bulunmadığı bir durumda virüsü bulaştırması halinde, kasten işlenen suçlar (kasten yaralama, kasten öldürme) açısından manevi unsur olan 'kast' oluşmayacağı için cezai sorumluluğu doğmaz. 'Taksirle yaralama' (TCK m. 89) suçunun oluşabilmesi için ise failin 'özen yükümlülüğüne' aykırı davranması ve neticeyi öngörebilir durumda olması gerekir. Eğer kişinin hayat tarzı, riskli davranışları vb. nedenlerle HIV taşıyor olabileceğini düşünmesi ve buna rağmen test yaptırmayarak veya partnerine bu riskten bahsetmeyerek korunmasız ilişkiye girmesi, 'özen yükümlülüğünün ihlali' olarak değerlendirilebilir. Bu durumda, neticenin (bulaşmanın) öngörülebilir olduğu kabul edilirse, 'basit taksirle' yaralamadan sorumluluk gündeme gelebilir. Ancak bu çok istisnai ve ispatı zor bir durumdur. 'Bilinçli taksir' için ise kişinin neticeyi öngörmesi ama 'olmaz' diyerek hareket etmesi gerekir ki, hastalığını bilmeyen birinde bu da mümkün değildir. Sonuç olarak, failin hastalığını bilmediği ve bilmesinin de kendisinden beklenemeyeceği durumlarda, kural olarak cezai sorumluluğu yoktur. (Kaynak: kadimhukuk.com.tr/makale/aids-hiv-pozitif-bulastirma-sucu-cezasi/)