Mirasçıların, mirasbırakanın sağlığında mirasçılardan birine mal kaçırmak amacıyla yaptığı ve tapuda 'satış' olarak gösterilen 'bağışlama' işlemine karşı açacakları davada hem 'muris muvazaası' (1.4.1974 tarihli İBK) hem de 'genel muvazaa' (TBK m. 19) hukuksal nedenlerine birlikte dayanmaları mümkün müdür? Bu iki hukuki nedenin uygulama alanları arasındaki farkı açıklayınız.
Evet, mümkündür. Bir davada öne sürülen maddi olguların hukuki nitelendirmesini yapmak hâkime aittir (HMK m. 33). Mirasçıların iddiası hem muris muvazaası hem de genel muvazaa unsurlarını içerebilir. İki hukuki nedenin uygulama alanı farkı şudur: **Muris Muvazaası:** Yargıtay'ın 1.4.1974 tarih ve 1/2 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararı ile şekillenmiş, özel bir muvazaa türüdür. Mirasbırakanın, mirasçılarından mal kaçırmak (onları miras hakkından yoksun bırakmak) amacıyla, gerçekte bağışlamak istediği bir taşınmazını tapuda satış göstermesi halinde uygulanır. Temelinde saklı pay sahibi olsun veya olmasın tüm mirasçıların haklarını koruma amacı yatar. **Genel Muvazaa (TBK m. 19):** Her türlü hukuki işlemde, tarafların üçüncü kişileri (ki bu mirasçılar da olabilir) aldatmak amacıyla gerçek iradelerine uymayan bir işlem yapmalarıdır. Muris muvazaasının şartları (mal kaçırma kastı vb.) tam olarak oluşmasa bile, işlemin taraflarının gerçek iradesinin satış olmadığı (örneğin bedelin hiç ödenmemesi) ispatlanırsa, işlem genel muvazaa nedeniyle de geçersiz sayılabilir. Özellikle tapuda kayıtlı olmayan malların devrinde veya muris muvazaası İBK'sının dar yorumlandığı durumlarda genel muvazaa hükümlerine başvurulabilir. (Kaynak: barandogan.av.tr/blog/borclar-hukuku/muvazaa-davasi-nedir.html, Y1HD-K.2020/1318)