Yurt dışından gelen bir yolcunun, beraberindeki değeri 15.000 ABD Dolarını aşan ve ticari amaç taşımayan ziynet eşyasını gümrükte beyan etmemesi halinde hukuki durumu ne olur? Bu durumu, 5549 sayılı Kanun kapsamındaki 'nakit para' beyanından ayıran temel fark nedir? Yolcunun Türk mevzuatını bilmemesi 'kaçınılmaz hata' (TCK m. 30/4) kapsamında değerlendirilebilir mi?

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #170352

Türk Parası Kıymetini Koruma Hakkında 32 Sayılı Karar'ın 7/c maddesine göre, yolcular 15.000 ABD Dolarını aşmayan kişisel ziynet eşyalarını serbestçe yurda sokabilirler. Bu değeri aşan ziynet eşyalarının ise yurda girişte beyan edilmesi veya Türkiye'de satın alındığının kanıtlanması gerekir. Aksi halde, bu durum 5607 sayılı Kaçakçılıkla Mücadele Kanunu kapsamında 'gümrük işlemlerine tabi tutulmaksızın eşyayı yurda sokmak' suçunu oluşturabilir. Bu durumun 'nakit para' beyanından temel farkı, yaptırımın uygulanması için gümrük idaresinin önceden bir 'talepte bulunmasının' şart olmamasıdır. Yolcu, değeri aşan ziynet eşyasını kendiliğinden beyan etmekle yükümlüdür. Yolcunun Türk mevzuatını bilmemesi, kural olarak TCK m. 4 ('kanunu bilmemek mazeret sayılmaz') gereği sorumluluğunu ortadan kaldırmaz. Ancak, kişinin sosyo-kültürel durumu, ilk kez Türkiye'ye gelmesi, geldiği ülkede böyle bir zorunluluğun olmaması gibi istisnai durumlarda, hatasının 'kaçınılmaz' olduğu ispatlanırsa, TCK m. 30/4'teki haksızlık yanılgısı (kaçınılmaz hata) hükmünden yararlanması teorik olarak mümkündür, ancak bu durumun ispatı oldukça zordur. (Kaynak: sen.av.tr/tr/makale/yolcunun-gumruk-idaresine-yapacagi-nakit-aciklamasi/)