Hüküm celsesinde sanığın mahkeme salonunda bizzat hazır bulundurulmayıp SEGBİS yöntemiyle son savunmasının alınması ve son sözünün sorulması, adil yargılanma hakkını ve özellikle 'duruşmada hazır bulunma hakkı'nı ihlal eder mi? Yargıtay'ın ve Anayasa Mahkemesi'nin bu konudaki yaklaşımını, CMK m. 196/4'te belirtilen 'zorunluluk hali' kavramı çerçevesinde değerlendiriniz.
Yargıtay ve Anayasa Mahkemesi'nin yerleşik içtihatlarına göre, ilk ve son savunmanın yapıldığı, esasa ilişkin delillerin toplandığı oturumlara sanığın SEGBİS yoluyla katılması, ancak sanığın buna açık rızası varsa veya CMK m. 196/4'te belirtilen 'zorunlu bir hal' mevcutsa mümkündür. 'Zorunluluk hali', mahkeme tarafından genel, soyut ve klişe gerekçelerle (örn: Covid-19 pandemisi gibi genel bir durum) değil, somut olayın özelliklerine uygun, ilgili ve yeterli bir gerekçeyle (örn: sanığın naklinin ciddi güvenlik riski oluşturması, ağır hastalığı nedeniyle seyahat edememesi gibi) ortaya konulmalıdır. Sanığın ısrarla duruşmada bizzat bulunmak istemesine rağmen, yeterli gerekçe gösterilmeksizin SEGBİS ile son savunmasının alınması, 'yüz yüzelik', 'silahların eşitliği' ve 'savunma hakkı' ilkelerini ihlal eder. Bu durum, CMK m. 289/1-h uyarınca 'hüküm için önemli olan hususlarda mahkeme kararı ile savunma hakkının sınırlandırılması' niteliğinde olup, mutlak bir bozma nedenidir ve aynı zamanda Anayasa m. 36 ve AİHS m. 6'da güvence altına alınan adil yargılanma hakkının ihlalidir. (Kaynak: barandogan.av.tr/blog/ceza-hukuku/segbis-itiraz-durusmada-hazir-bulunma-hakki.html, Yargıtay 3. CD, 2022/29446 E. ve Yargıtay 6. CD, 2021/12028 E. kararları)