CMK m. 103/2, Cumhuriyet savcısına soruşturma evresinde tutuklama tedbirini re'sen kaldırma yetkisi vermektedir. Savcı bu yetkisini doğrudan kullanmak yerine, CMK m. 103/1 uyarınca tutuklu şüphelinin adli kontrolle serbest bırakılmasını sulh ceza hâkiminden talep eder ve hâkim bu talebi reddederse, şüphelinin hukuki durumu ne olur? Tutukluluk hali kendiliğinden sona erer mi, yoksa devam mı eder? Farklı hukuki görüşleri ve gerekçelerini açıklayınız.
Bu konuda üç farklı görüş ileri sürülebilir: **1. Görüş (Tutukluluk Devam Eder):** Bu görüşe göre, savcının talebi, 'tutukluluğun kaldırılması' değil, 'tutukluluk yerine adli kontrol uygulanması' talebidir. Hâkimin bu talebi reddetmesi, somut olayda adli kontrol tedbirlerinin yetersiz kalacağı ve tutukluluk şartlarının devam ettiği anlamına gelir. Savcı, CMK m. 103/2'deki re'sen tahliye yetkisini kullanmamıştır. Dolayısıyla tutukluluk devam eder. Savcı bu ret kararına itiraz edebilir veya risk alarak CMK m. 103/2'ye göre şüpheliyi re'sen tahliye edebilir. Bu görüş, kanunun lafzına ve hâkimin bağımsızlığına daha uygundur. **2. Görüş (Tutukluluk Kalkar, Adli Kontrol Uygulanmaz):** Bu görüşe göre, savcı CMK m. 103/1'e göre talepte bulunmakla, şüphelinin artık tutuklu kalmaması yönünde bir irade ortaya koymuştur. Hâkimin adli kontrol talebini reddetmesi, sadece adli kontrolün uygulanmayacağı anlamına gelir. 'Evleviyet' ilkesi gereği, re'sen tahliye yetkisi olan savcının daha hafif bir talepte bulunması ve bunun reddedilmesi, şüphelinin aleyhine yorumlanamaz. Bu nedenle şüpheli bihakkın (şartsız) tahliye olur. Bu görüş, kişi hürriyeti lehine yorum ilkesine dayanır. **3. Görüş (Hâkim Talebi Reddedemez):** Bu görüş, savcının talebinin hâkimi bağlayıcı olduğunu savunur. Ancak bu, Anayasa m. 138'deki hâkimin bağımsızlığı ilkesine aykırıdır. En yaygın ve kanunun sistematiğine en uygun görüş, tutukluluğun devam edeceği yönündeki ilk görüştür. (Kaynak: sen.av.tr/tr/makale/adli-kontrolle-tahliye-talep-eden-cumhuriyet-savcisinin-tahliye-yetkisi/)