6638 sayılı Kanunla CMK m. 91'e eklenen ve belirli suçüstü hallerinde kolluk amirine Cumhuriyet savcısına haber vermeksizin 48 saate kadar gözaltı yetkisi tanıyan düzenlemeyi; Anayasa m. 9 (Yargı Yetkisi), m. 19 (Kişi Hürriyeti ve Güvenliği) ve 'kuvvetler ayrılığı' ilkesi çerçevesinde değerlendiriniz. Bu düzenlemenin, soruşturmanın amiri olan Cumhuriyet savcısının yetkilerini (CMK m. 160-161) nasıl etkilediğini tartışınız.

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #170327

Bu düzenleme, çeşitli anayasal ilkeler açısından tartışmalıdır. 1) **Kuvvetler Ayrılığı ve Yargı Yetkisi (Anayasa m. 9):** Soruşturma evresi yargısal bir faaliyettir ve amiri Cumhuriyet savcısıdır. Gözaltı gibi kişi hürriyetini kısıtlayan en ağır tedbirlerden birinin, idari bir makam olan kolluk amirine, yargısal bir makam olan savcının denetimi ve bilgisi dışında verilmesi, yürütmenin yargının alanına müdahalesi olarak görülebilir ve kuvvetler ayrılığı ilkesini zedeler. 2) **Kişi Hürriyeti ve Güvenliği (Anayasa m. 19):** Anayasa, kişi hürriyetine yönelik kısıtlamaların ancak hâkim kararıyla olmasını temel ilke olarak benimsemiştir. Gecikmesinde sakınca bulunan hallerde kanunla yetkili kılınmış merciin emriyle yakalama yapılabilse de, gözaltı kararının savcı denetimi dışında idareye bırakılması, bu temel güvenceyi zayıflatır. 3) **Savcının Yetkileri (CMK m. 160-161):** CMK'ya göre soruşturmanın 'beyni' ve 'amiri' Cumhuriyet savcısıdır ve adli kolluk onun emrindedir. Kolluk amirine, savcıya bilgi dahi vermeden gözaltı kararı verme yetkisi tanımak, savcının soruşturma üzerindeki hakimiyetini ve denetim yetkisini ortadan kaldırır, kanunun sistematiğini bozar ve yetki kargaşasına yol açar. (Kaynak: sen.av.tr/tr/makale/savcinin-yetkisine-mudahale-ve-gozalti/)