Bir hükümlü hakkında 'örgüte üye olma' suçundan verilen mahkumiyet kararı bozulmuş ve bu yöndeki yargılama devam ederken, örgüt faaliyeti çerçevesinde işlediği iddia edilen diğer suçlardan verilen mahkumiyet kararları onanmışsa, onanan bu cezaların infazı 5275 sayılı Kanun m. 107/4'e göre yapılabilir mi? Metinde bu duruma ilişkin hangi ilkelere dayanarak bir değerlendirme yapılmaktadır?
Metinde bu durumun ciddi bir sorun teşkil ettiği ve infazın 5275 sayılı Kanun m. 107/4'e göre yapılmaması gerektiği savunulmaktadır. Gerekçe olarak, hükümlünün örgütsel bağı (üyelik veya örgüt adına suç işleme) hakkında henüz kesinleşmiş bir karar bulunmamaktadır. Bu durumda, sadece diğer örgüt üyelerinin aynı suçu örgüt faaliyeti çerçevesinde işlediği gerekçesiyle, bu hükümlünün de suçları örgüt faaliyeti çerçevesinde işlediğini peşinen kabul etmek, 'masumiyet/suçsuzluk karinesi' ve 'ceza sorumluluğunun şahsiliği' ilkelerine aykırılık teşkil eder. Aksi bir kabul, mahkumiyet kararında yer almayan bir tespitin, infaz yoluyla hükümlü aleyhine uygulanması anlamına gelir. Bu nedenle, örgütsel bağ kesinleşene kadar, onanan cezaların infazının genel hükümlere göre yapılması, yargılama sonucunda örgütsel bağ kesinleşirse eksik kalan infaz süresinin daha sonra çektirilmesi gerektiği belirtilmektedir. Bu yaklaşım, kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının korunması açısından daha isabetli olarak değerlendirilmektedir (sen.av.tr/tr/makale/cikar-amacli-suc-orgutlerinde-bazi-infaz-sorunlari).