6638 sayılı Kanunla CMK m.91'e eklenen fıkra ile kolluk amirlerine tanınan gözaltına alma yetkisi, metinde hangi gerekçelerle eleştirilmektedir? Bu düzenlemenin CMK'nın hangi temel ilkelerine aykırı olduğu savunulmaktadır?
Metinde, 6638 sayılı Kanunla CMK m.91'e eklenen ve belirli suçüstü hallerinde kolluk amirlerine gözaltı yetkisi veren düzenleme, birçok açıdan eleştirilmektedir. Temel eleştiriler şunlardır: 1) Cumhuriyet Savcısının Devre Dışı Bırakılması: Bu düzenleme, soruşturmanın amiri olan cumhuriyet savcısını (CMK m.160, 161) devre dışı bırakmaktadır. Kolluk amiri, gözaltı kararını savcıya bildirmek zorunda değildir ve işlemler tamamlanınca savcıya bilgi verip talimatını alacaktır. Bu durum, savcının soruşturma üzerindeki yetkisini ve denetimini (CMK m.92) zayıflatmaktadır. 2) Kuvvetler Ayrılığı İlkesine Aykırılık: Yargısal bir yetki olan ve kişi hürriyetini kısıtlayan gözaltı kararının, idari birim olan kolluk amirlerine verilmesi 'kuvvetler ayrılığı' ilkesine aykırıdır. 3) İtiraz Yolunun Belirsizliği: CMK m.90/5'e göre sadece savcının yazılı emrine itiraz öngörüldüğünden, kolluk amirinin gözaltı kararına karşı etkin bir itiraz yolunun kanunda net olarak düzenlenmemiş olması bir hukuki güvenlik sorunudur. 4) Keyfi Kullanıma Açıklık: Bu yetkinin yargı mensubu olmayan idari amirlere tanınması, keyfi kullanıma ve insan hakları ihlallerine zemin hazırlama potansiyeli taşımaktadır (sen.av.tr/tr/makale/savcinin-yetkisine-mudahale-ve-gozalti).