İHAM, Vedat Şorli v. Türkiye kararında TCK m. 299'dan verilen 'hükmün açıklanmasının geri bırakılması (HAGB)' kararını, ifade hürriyetine bir müdahale olarak değerlendirmiş midir? Bu tür 'bağışlayıcı' kararların caydırıcı etkisi hakkındaki görüşü nedir?

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #170045

Evet, değerlendirmiştir. İHAM, Artun ve Güvener/Türkiye davasına atıfla, cezanın ertelenmesi veya HAGB kararı verilmesi gibi 'bağışlayıcı' hareketlerin, başvurucunun durumunu hafifletmeyi amaçlasa da, mahkumiyetin kendisinin yarattığı olumsuz etkileri ortadan kaldırmadığını belirtmektedir. İHAM'a göre, HAGB kararı ile sonuçlansa dahi, bir kişi hakkında eleştirel ifadeleri nedeniyle soruşturma açılması, gözaltına alınması, tutuklanması ve yargılanarak mahkum edilmesi, başlı başına ifade hürriyetine bir müdahaledir. Bu tür bir mahkumiyetin varlığı, özellikle gazeteciler ve genel olarak bireyler üzerinde, kamu yararı olan meseleleri tartışmaktan çekinmelerine yol açan uzun süreli, iz bırakan ve cesaret kırıcı bir 'caydırıcı etki' yaratır. Bu nedenle HAGB, müdahaleyi meşru kılmaz. (sen.av.tr/tr/makale/Cumhurbaşkanına-Hakaret-Suçunda-Vedat-Şorli-v.-Türkiye-Kararı-ve-Sözleşmenin-46.-Maddesi-Atfıyla-TCK-m.299’un-İçtihatla-Uyumlu-Hale-Getirilmesi-Talebi)