HMK'nın 384. maddesi, çekişmesiz yargı işlerinde talepte bulunan kişinin veya ilgililerden birinin oturduğu yer mahkemesinin yetkili olduğunu belirtirken, TMK'nın 411. maddesi 'Vesayet işlerinde yetki, küçüğün veya kısıtlının yerleşim yerindeki vesayet dairelerine aittir.' demektedir. Bir kişiye vasi atanması davasında hangi yetki kuralı uygulanır? Neden?

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #169405

Bu durumda, TMK'nın 411. maddesindeki özel yetki kuralı uygulanır. HMK md. 384, 'kanunda aksine hüküm bulunmadıkça' uygulanacak genel bir yetki kuralıdır. Vesayet işleri, HMK md. 382 uyarınca bir çekişmesiz yargı işidir. Ancak, Türk Medeni Kanunu, vesayet işleri için özel ve kesin bir yetki kuralı getirmiştir. TMK md. 411, yetkili mahkemenin, 'küçüğün veya kısıtlının yerleşim yeri' mahkemesi (Sulh Hukuk Mahkemesi) olduğunu emretmektedir. Bu, 'özel kanun hükmünün, genel kanun hükmünden önce uygulanması' (lex specialis derogat legi generali) ilkesinin bir gereğidir. Ayrıca, TMK'daki bu yetki kuralı, vesayet makamının, hakkında karar verilecek kişiye en yakın yerdeki mahkeme olmasını sağlayarak, kişinin durumunu daha kolay takip etme, denetleme ve onun menfaatlerini daha etkin koruma amacına hizmet eder. Bu nedenle, vasi atanması talebinde bulunan kişi (örneğin, kısıtlanması istenen kişinin bir yakını) başka bir yerde otursa bile, davayı mutlaka kısıtlanması istenen kişinin yerleşim yerindeki Sulh Hukuk Mahkemesi'nde açmak zorundadır. Bu yetki kuralı kesindir.