Bir ceza davasında, sanığın eyleminin suç oluşturmadığı veya delil yetersizliği nedeniyle 'beraat' kararı verilmesi ile, eylemin suç teşkil etmesine rağmen CMK md. 223/4'te sayılan 'ceza verilmesine yer olmadığı' hallerinden biri (örneğin, yaş küçüklüğü, akıl hastalığı) nedeniyle karar verilmesi arasında, sanığın hukuki statüsü ve kararın sonuçları açısından ne gibi farklar vardır?
Bu iki karar türü, sanığın hukuki statüsü ve kararın sonuçları açısından temel farklılıklar içerir: 1) Beraat Kararı (CMK md. 223/2): Bu karar, sanığın isnat edilen suçu 'işlemediğinin sabit olması' veya 'suçu işlediğine dair kesin ve inandırıcı delil bulunamaması' gibi esasa ilişkin nedenlerle verilir. Beraat, sanığın o eylemden dolayı 'aklandığı' anlamına gelir. Sanık, masumiyet karinesinin bir sonucu olarak, suçsuz kabul edilir. Bu kararın en önemli sonucu, kişinin aynı fiilden dolayı tekrar yargılanmasını engelleyen 'kesin hüküm' (ne bis in idem) etkisi yaratmasıdır. Ayrıca, haksız yere yargılanan sanık, koşulları varsa Devletten tazminat talep edebilir. 2) Ceza Verilmesine Yer Olmadığı Kararı (CMVYO) (CMK md. 223/3-4): Bu kararda, sanığın fiili işlediği kabul edilir; yani eylem suç teşkil eder. Ancak, sanığın 'kusurunu ortadan kaldıran' bir nedenin (yaş küçüklüğü, akıl hastalığı, hukuka aykırı bağlayıcı emrin yerine getirilmesi, zorunluluk hali, meşru savunmada sınırın mazur görülebilecek bir heyecan, korku veya telaş nedeniyle aşılması vb.) varlığı nedeniyle, sanığa ceza verilmez. Burada sanık aklanmaz, eylemi sabittir ama kusurlu sayılamadığı için cezalandırılmaz. Bu kararın verildiği durumlarda, sanık hakkında genellikle bir 'güvenlik tedbirine' (örneğin, akıl hastaları için yüksek güvenlikli sağlık kurumunda koruma ve tedavi) hükmedilebilir. Özetle, beraat 'suçsuzluk' tespiti iken, CMVYO 'suçlu ama kusursuzluk nedeniyle cezasızlık' tespitidir.