Bir kimsenin, kendisini savunamayacak durumda olan hamile bir kadını terk etmesi (TCK md. 97), 'aile hukukundan kaynaklanan yükümlülüğün ihlali' (TCK md. 233)suçu ile nasıl bir ilişki içindedir? Bu iki suç arasında 'fikri içtima' uygulanabilir mi?

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #169384

Bu iki suç tipi arasında, özel normun genel norma önceliği (lex specialis derogat legi generali) ilkesi gereği bir 'görünüşte içtima' ilişkisi vardır. TCK md. 97'deki 'terk' suçu, herkes tarafından işlenebilen genel nitelikte bir suçtur. Failin, idaresi altında bulunan veya bakım ve gözetim yükümlülüğü olduğu bir kimseyi kendi hâline terk etmesini cezalandırır. TCK md. 233/2'deki 'aile hukukundan kaynaklanan yükümlülüğün ihlali' suçu ise, özel faillik gerektiren bir suçtur ve 'hamile olduğunu bildiği eşini veya sürekli birlikte yaşadığı ve kendisinden gebe kalmış bulunduğunu bildiği evli olmayan bir kadını çaresiz durumda terk eden' kişiyi cezalandırır. Görüldüğü gibi, TCK md. 233/2, hamile bir kadının, onun hamileliğinden sorumlu olan kişi tarafından terk edilmesini özel olarak düzenlemiştir. Bu, TCK md. 97'deki genel terk suçunun özel bir halidir. Bu nedenle, bir erkek, kendisinden hamile olan bir kadını çaresiz durumda terk ederse, her iki suçtan değil, sadece özel norm olan TCK md. 233/2'den cezalandırılır. Burada fikri içtima (TCK md. 44) değil, özel normun önceliği kuralı uygulanır.