Bir kişinin, uyuşturucu madde ticareti suçundan (TCK 188) yargılandığı davada, 'sadece miktardan yola çıkılarak' mahkumiyet kararı verilemeyeceği yönündeki Yargıtay içtihadı (20. CD, E. 2017/4166), 'şüpheden sanık yararlanır' (in dubio pro reo) ilkesiyle nasıl bir ilişki içindedir?

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #169377

Bu içtihat, 'şüpheden sanık yararlanır' ilkesinin uyuşturucu suçlarındaki somut bir uygulamasıdır. Ceza yargılamasının temel amacı maddi gerçeğe ulaşmaktır ve bir sanığın mahkum edilebilmesi için, suçu işlediğinin her türlü şüpheden uzak, kesin ve inandırıcı delillerle ispatlanması gerekir. Uyuşturucu suçlarında en kritik unsur, sanığın 'kastı'dır; yani maddeyi 'kullanmak için mi' yoksa 'satmak, devretmek gibi ticari bir amaçla mı' bulundurduğudur. Ele geçirilen maddenin miktarının çok fazla olması, ticaret kastına yönelik güçlü bir 'belirti' (emare) delili olabilir. Ancak, tek başına bir belirti deliline dayanarak, diğer tüm olasılıkları dışlayan kesin bir sonuca varılamaz. Eğer dosyada, miktarın fazlalığı dışında, sanığın ticaret kastını gösteren başka hiçbir somut delil (satışa yönelik hareketler, hassas terazi, tanık beyanı vb.) yoksa ve sanık istikrarlı bir şekilde kullanıcı olduğunu savunuyorsa, sanığın kastı konusunda 'giderilememiş bir şüphe' var demektir. 'Şüpheden sanık yararlanır' ilkesi gereği, bu şüphe sanık lehine yorumlanmalı ve eylemin daha az cezayı gerektiren 'kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma' (TCK 191) suçunu oluşturduğu kabul edilmelidir. Dolayısıyla, Yargıtay'ın 'sadece miktardan yola çıkılamaz' demesi, kastın kesin olarak ispatlanamaması durumunda, şüphenin sanık lehine yorumlanması gerektiğinin bir ifadesidir.