5237 sayılı TCK'nın 280. maddesi, sağlık mesleği mensubunun görevi sırasında karşılaştığı 'suç belirtisini' bildirmemesini suç olarak düzenlemektedir. 'Suç belirtisi' kavramı, kesin ve kanıtlanmış bir suç bilgisini mi ifade eder, yoksa daha geniş bir anlam mı taşır?
'Suç belirtisi' kavramı, kesin ve kanıtlanmış bir suç bilgisinden daha geniş bir anlam taşır ve daha düşük bir şüphe standardını ifade eder. Bu kavram, sağlık mesleği mensubunun, mesleki bilgisi ve tecrübesiyle, karşılaştığı bir durumun (örneğin, bir yaralanma, zehirlenme, cinsel saldırı bulgusu) muhtemelen bir suçtan kaynaklandığı yönünde makul bir kanaat veya şüpheye sahip olması anlamına gelir. Sağlık görevlisinden, bir savcı veya hakim gibi suçun tüm unsurlarının oluşup oluşmadığını, hukuka uygunluk nedenlerinin bulunup bulunmadığını araştırması beklenmez. Örneğin, vücudunda darp izleri olan bir hastayı tedavi eden bir doktorun, bu izlerin bir kavgadan mı, düşmeden mi kaynaklandığını kesin olarak bilmesi gerekmez. Darp izlerinin varlığı, kendiliğinden bir 'suç belirtisi'dir ve doktorun bu durumu yetkili makamlara bildirme yükümlülüğünü doğurur. Bildirim yükümlülüğü için, suçun işlendiğine dair 'objektif bir emare' ile karşılaşmak yeterlidir. Amaç, potansiyel suçların adli makamlarca araştırılmasını sağlamaktır.