Bir ceza davasında, sanığın yokluğunda görevlendirilen zorunlu müdafiin, sanığın duruşmada neden bulunmadığını bilmemesi ve bu nedenle duruşmanın ertelenmesini talep edememesi, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) içtihatları açısından nasıl bir ihlal teşkil eder?

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #169371

Bu durum, AİHM içtihatları açısından, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin 6. maddesinde düzenlenen 'adil yargılanma hakkı'nın birden fazla alt ilkesinin ihlali anlamına gelir. İhlal edilen ilkeler şunlardır: 1) Duruşmada Bizzat Hazır Bulunma Hakkı (madde 6/3-c'nin bir parçası): Sanığın, hakkındaki delillerin tartışıldığı ve karar verildiği duruşmada bizzat bulunması, adil yargılanmanın temel bir güvencesidir. Bu hakkından feragat etmediği sürece, yokluğunda yargılanması bu hakkı ihlal eder. 2) Kendi Seçtiği Müdafi ile Savunma Hakkı (madde 6/3-c): Sanığa ulaşılarak kendi avukatını seçme imkanı tanınmadan, re'sen bir müdafi atanması bu hakkı zedeler. 3) Etkili Savunma Hakkı (madde 6/3-c): En önemli ihlal budur. Zorunlu müdafi, sanıkla temas kuramadığı, onun savunma argümanlarını alamadığı ve duruşmada neden bulunmadığına dair bir mazereti ileri sürme imkanından yoksun olduğu için, yapacağı savunma 'teorik ve hayali' kalır. AİHM, savunmanın 'pratik ve etkili' olması gerektiğini vurgular. Sanıkla irtibatı olmayan bir müdafiin yaptığı savunma, bu standardı karşılamaz. Dolayısıyla, bu durum sanığı 'pratik ve etkili bir savunmadan yoksun bırakır' ve adil yargılanma hakkının özünü ihlal eder (YCGK E: 2008/1-90, K: 2008/100 sayılı kararda AİHM içtihatlarına yapılan atıf).