6100 sayılı HMK'nın 67. maddesi, davaya fer'i müdahale talebinin usulünü düzenlemektedir. Mahkemenin, müdahale talebi hakkında bir karar vermeden, müdahale talebinde bulunan üçüncü kişiyi fiilen davanın tarafı gibi yargılamaya dahil etmesi ve duruşmalara kabul etmesi, usulen doğru bir uygulama mıdır?
Hayır, usulen doğru bir uygulama değildir. HMK md. 67, müdahale talebinin nasıl yapılacağını ve mahkemenin bu talep hakkında nasıl karar vereceğini açıkça düzenlemiştir. Buna göre, müdahale talebi bir dilekçeyle yapılır, bu dilekçe taraflara tebliğ edilir ve mahkeme, 'gerekirse taraflarla birlikte üçüncü kişiyi de dinledikten sonra, müdahale talebi hakkında bir karar verir'. Yani, mahkemenin öncelikle müdahale talebini kabul veya reddettiğine dair açık bir ara kararı kurması gerekir. Bu karar verilmeden, üçüncü kişinin davadaki hukuki statüsü belirsizdir. Mahkemenin, talep hakkında açık bir karar vermeden, fiilen bu kişiyi duruşmalara kabul etmesi, beyanlarını alması veya ona tebligat yapması, usul ekonomisine uygun gibi görünse de, usule aykırıdır. Bu durum, özellikle kanun yolları aşamasında veya yargılama giderlerinin paylaştırılmasında sorunlara yol açabilir. Yargıtay 2. Hukuk Dairesi'nin E: 2014/13600, K: 2014/15706 sayılı kararında da, mahkemenin müdahale talebi hakkında bir karar vermemiş olmasına rağmen, bankanın fiili katılımı ve rücu ilişkisi nedeniyle 'fer'i müdahil' sayılması gerektiği kabul edilmiş, ancak bu durumun usulen hatalı olduğu ve banka hakkında davalı gibi hüküm kurulmasının yanlış olduğu belirtilmiştir.