Bir sanık hakkında verilen mahkumiyet hükmü, Yargıtay tarafından onandıktan sonra, sanığın CMK md. 142'deki tazminat davası açma süresinin 'kesinleşme tarihini izleyen bir yıl içinde' başlayacağı belirtilmiştir. Bu 'kesinleşme tarihi' Yargıtay onama kararının verildiği tarih midir, yoksa başka bir şekilde mi belirlenir? Bu sürenin başlangıcına ilişkin olası bir hatanın sonucu ne olur?
CMK md. 142'deki bir yıllık hak düşürücü sürenin başlangıcı olan 'kesinleşme tarihi', Yargıtay onama kararının verildiği tarih değildir. Bir hüküm, kanun yolları tükendiğinde kesinleşir. Ancak, tazminat davası açma hakkının doğması için, bu kesinleşmenin hukuken belgelenmesi gerekir. Yargıtay, onama kararından sonra dosyayı yerel mahkemeye gönderir. Yerel mahkeme, Yargıtay ilamını dosyasına kaydettikten sonra, hükmün kesinleştiğine dair bir 'kesinleşme şerhi' düzenler. Hükmün kesinleşme tarihi, bu şerhte belirtilen tarihtir (genellikle onama kararının verildiği tarih olarak yazılır). CMK md. 142/1'deki asıl süre, bu kesinleşmiş kararın 'ilgilisine tebliğinden itibaren üç ay'dır. Bir yıllık süre ise, tebligat yapılmadığı veya usulsüz yapıldığı hallerde hakkın kaybolmasını önleyen azami bir süredir ve 'kesinleşme tarihini izleyen' günden başlar. Eğer yerel mahkeme, kesinleşme tarihini şerhe hatalı yazarsa (örneğin, beraat eden sanık yönünden temyiz edilmediği halde, diğer sanıkların dosyasının Yargıtay'dan döndüğü tarihi yazarsa), bu durum tazminat davasının süresinde açılıp açılmadığı konusunda yanılgıya yol açabilir. Böyle bir durumda mahkemenin, dosyadaki gerçek kesinleşme tarihini re'sen araştırması gerekir. Hatalı şerhe dayanılarak süresinde açılmadığı gerekçesiyle davanın reddedilmesi hukuka aykırı olur (YCGK E:2015/12-466, K:2019/231).