5237 sayılı TCK'nın 279. maddesi 'kamu görevlisinin suçu bildirmemesi' suçunda, göreviyle bağlantılı öğrendiği suçu bildirmeyi 'ihmal eden' veya bu hususta 'gecikme gösteren' kamu görevlisini cezalandırmaktadır. 'İhmal etme' ile 'gecikme gösterme' arasındaki fark nedir?
Bu iki kavram, bildirim yükümlülüğünün ihlal edilme şeklini ifade eder ve aralarında bir nüans farkı vardır. 'İhmal etme', kamu görevlisinin, göreviyle bağlantılı olarak öğrendiği bir suçu, bildirmesi gerekirken 'hiç bildirmemesi' durumudur. Yani, yükümlülüğün tamamen yerine getirilmemesi söz konusudur. Kamu görevlisi, suçu öğrenir ve bu bilgiyi yetkili makamlara (genellikle Cumhuriyet Başsavcılığı) iletmeden süreci sonlandırır. 'Gecikme gösterme' ise, kamu görevlisinin bildirim yükümlülüğünü yerine getirdiği, ancak bunu makul ve olması gereken süreden 'daha sonra' yaptığı durumu ifade eder. Burada yükümlülük yerine getirilmiştir ama zamanında değil. Gecikmenin suç oluşturabilmesi için, bu gecikmenin delillerin kaybolmasına, şüphelinin kaçmasına veya suçun neticelerinin ağırlaşmasına imkan verecek nitelikte, makul olmayan bir gecikme olması gerekir. Örneğin, bir okul müdürünün, okulda işlenen bir hırsızlık suçunu bir ay sonra savcılığa bildirmesi 'gecikme gösterme' olarak değerlendirilebilir. Her iki eylem de aynı suçun seçimlik hareketleridir ve aynı cezai yaptırıma tabidir.