5235 sayılı Kanun'un 12. maddesi, ağır ceza mahkemelerinin görevlerini belirlerken hem suç tiplerini (yağma, kasten öldürme vb.) hem de ceza miktarını ('ağırlaştırılmış müebbet, müebbet ve on yıldan fazla hapis') kriter olarak kullanmaktadır. Bu iki kriter arasında bir öncelik-sonralık ilişkisi var mıdır? Bir suçun cezası 10 yıldan az olsa bile ağır ceza mahkemesinin görevli olabileceği bir durumu açıklayınız.

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #169300

Evet, bu iki kriter arasında bir öncelik-sonralık ilişkisi vardır. 5235 sayılı Kanun md. 12, öncelikle katalogda ismen sayılan suçların ağır ceza mahkemesinin görev alanına girdiğini belirtir. Bu suçlar için ceza miktarına bakılmaz. Örneğin, 'nitelikli dolandırıcılık' (TCK 158) veya 'resmi belgede sahtecilik' (TCK 204/2) suçları, kanunda öngörülen cezalarının alt ve üst sınırları 10 yılın altında kalsa bile, kanunda ismen sayıldıkları için her durumda ağır ceza mahkemesinde yargılanırlar. Ceza miktarı kriteri, kanunda ismen sayılmayan diğer suçlar için devreye girer. Yani, bir suç, kanunun 12. maddesindeki katalogda sayılmamışsa, o suçla ilgili davaya hangi mahkemenin bakacağı, o suç için kanunda öngörülen cezanın üst sınırına göre belirlenir. Eğer cezanın üst sınırı 10 yıldan fazla hapis ise dava ağır ceza mahkemesinde, 10 yıl veya daha az ise asliye ceza mahkemesinde görülür. Dolayısıyla, suçun kanunda ismen sayılması, ceza miktarı kriterine göre önceliklidir.