Hukuki dinlenilme hakkı (HMK md. 27) ve taraf teşkilinin sağlanması zorunluluğu, Yargıtay'ın bozma kararından sonraki 'direnme' aşamasında da geçerli midir? Mahkemenin, tarafları duruşmaya çağırmadan dosya üzerinden direnme kararı vermesi neden usule aykırıdır?
Evet, hukuki dinlenilme hakkı ve taraf teşkilinin sağlanması zorunluluğu, yargılamanın her aşamasında olduğu gibi, Yargıtay'ın bozma kararından sonraki direnme aşamasında da geçerlidir. Mahkemenin tarafları duruşmaya çağırmadan dosya üzerinden direnme kararı vermesi, (mülga) HUMK'un 429. maddesinin açık hükmüne ve HMK'nın 27. maddesinde düzenlenen hukuki dinlenilme hakkına aykırıdır. Aykırılık nedenleri şunlardır: 1) Kanuni Zorunluluk: HUMK md. 429, mahkemenin 'kendiliğinden tarafları duruşmaya davet edip dinledikten sonra' bozma kararına uyup uymayacağına karar vereceğini emretmektedir. 2) Hukuki Dinlenilme Hakkının İhlali: Tarafların, lehlerine veya aleyhlerine olan bozma kararı hakkında beyanda bulunma, uyulması veya direnilmesi yönünde görüş bildirme ve argümanlarını sunma hakkı vardır. Duruşma yapılmaması, bu hakkı ortadan kaldırır. 3) Adil Yargılanma İlkesi: Tarafların katılımı olmaksızın, onların gıyabında önemli bir usuli kararın (direnme) verilmesi, yargılamanın şeffaflığı ve adil yargılanma hakkı ile bağdaşmaz. Bu nedenle, usulüne uygun duruşma yapılmadan verilen bir direnme kararı, Yargıtay Hukuk Genel Kurulu tarafından salt bu usuli nedenle bozulur (YHGK E. 2018/3-899, K. 2018/1726).